b8b1banner h2hy_rteBanner 19

Konuşmalar önceki sayfa

19.10.2011 TESKOMB BÖLGE BAŞKANLARI TOPLANTISI, ANTALYA

Kıymetli Başkanlarımız;
Değerli Katılımcılar;


TESKOMB Bölge Başkanları toplantısının bu son gününde aranızda olmaktan büyük mutluluk duyuyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bu toplantıların; ortak stratejilerimizi belirlemek, sorunları ve iyi uygulama örneklerini paylaşmak bakımından son derece verimli olduğuna inanıyorum.

Değerli Katılımcılar,

Konuşmama dünyanın ve buna bağlı olarak ülkemizin genel ekonomik görünümünü kısaca özetleyerek başlamak istiyorum.

DÜNYA EKONOMİSİ

Biliyorsunuz içinde bulunduğumuz dönem özellikle gelişmiş ülkelerin ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunduğu bir süreçtir.

2011 yılının özellikle ikinci yarısından itibaren hem bu yıla, hem de önümüzdeki yıllara dair ekonomik beklentiler, dünyada negatife doğru gitmektedir.

Bugün itibariyle baktığımızda, dünya ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl ortalama yüzde 4 oranında büyümesi bekleniyor.

Bununla birlikte gelişmiş ülkelerde büyüme oranlarının daha aşağı seviyelere indiğini görüyoruz.

Amerika Birleşik Devletleri’nde bu yıl yüzde 1,5 gelecek yıl yüzde 1,8; Avro Bölgesinde ise bu yıl yüzde 1,6 gelecek yıl ise yüzde 1,1’lik büyüme beklentisi söz konusudur.

TÜRKİYE DEĞERLENDİRMESİ

Değerli Katılımcılar,

Türkiye’ye gelecek olursak, hemen yanı başımızdaki Avrupa’da ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan sıkıntılara rağmen Türkiye istikrarlı bir büyüme eğilimini sürdürmektedir.

Dünyanın ekonomik krizle sarsıldığı bir dönemde Türkiye yılın ilk yarısında yüzde 10,2 seviyesinde büyüme başarısı yakaladı.

Beklentimiz; üçüncü ve dördüncü çeyrek sonunda yüzde 7.5 dolayında bir büyümeye ulaşmaktır. Türkiye artık uluslararası forumlarda başarısının konuşulduğu bir ülke haline gelmiştir.

Türkiye'nin ulaştığı bu seviyenin arkasında güven ve istikrar vardır. Bu güven ve istikrarı milletimiz sağlamıştır.

Hükümet olarak hiçbir zaman popülist politikalar izlemedik. İmkanlar ölçüsünde planlama yaptık. Yapamayacağımız hiçbir şeyi söylemedik.

Zamanında ve doğru uygulanan ekonomi politikalarıyla ülkemizde sağladığımız güven ve istikrar ortamı iç tüketimdeki hareketliliği ve reel sektörün yoğun bir şekilde yatırım yapmaya devam etmesini sağlıyor.

ORTA VADELİ PROGRAM 2012-2014

Son bir haftanın en önemli gündem konularından biri şüphesiz 2012-2014 Orta Vadeli programımızdı.

Orta vadeli programımız öncelikle ülkemizin refah seviyesinin daha da yükselmesi için hedefler içermektedir.

  • İstikrarlı büyüme sürecinin devam etmesi,
  • İstihdamın artması,
  • Mali disiplinin sürmesi,
  • Yurt içi tasarruf seviyelerin artması,
  • Cari açığın azaltılması,
  • Ve böylece makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi;

Orta vadeli programımızın temel öncelikleridir.

2012-2014 program döneminde maliye ve para politikalarıyla makro düzenlemeleri ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıracak biçimde uygulamaya devam edeceğiz.

Orta vadeli programımızda bu yıl ortalama yüzde 7,5’luk bir büyüme öngörüyoruz.

2012 yılında ise dünyadaki ve Avrupa’daki büyüme oranlarındaki düşüşe paralel bir şekilde Türkiye’de de büyüme oranımızın yüzde 4 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz.

Ancak 2013 ve 2014’ten itibaren yüzde 5’lik büyüme oranları hedefliyoruz.

İstikrarlı büyüme için;

  • Özel kesim yatırımlarını, Uluslararası doğrudan yatırımları ve ihracatı artırmaya yönelik politikalarımız devam edecek.
  • Temel altyapı ve insan kaynaklarını geliştirme yoluyla ekonomik büyümeyi destekleyici nitelikteki kamu yatırımlarını sürdüreceğiz.
  • Enerjide dışa bağımlılığı azaltacak politikalara devam edeceğiz.
  • İş gücü piyasasının esnekliğini ve iş gücünün niteliğini yükseltecek düzenlemeleri hayata geçireceğiz.
  • Aktif iş gücü politikalarıyla ekonomimizin istihdam oluşturma kapasitesini artıracağız.
  • Rekabet gücünü ve istihdamı artırma hedefi doğrultusunda KOBİ’lerin desteklenmesine devam edeceğiz. Bölgelerdeki potansiyelin ve dinamiklerin ulusal büyümeye ve kalkınmaya sağladıkları katkıyı artırmak için politikalar uygulayacağız.
  • Kamu maliyesinde mali disiplinden asla taviz vermeyeceğiz.
  • Yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili eylem planını uygulamaya devam edeceğiz. Bununla ilgili yasal düzenleme de en kısa zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülecektir.

KOOPERATİFLER

Değerli Katılımcılar,

Gerek dünyada ve gerekse ülkemizde içinde bulunduğumuz süreç; kooperatif yapılanmalarının öneminin ve işlevinin daha da artacağı bir dönem olacaktır.

Kooperatifçiliğin temelinde “dayanışma” ve “topluma hizmet” anlayışı vardır. Bu nedenle, kooperatifçilik bireylerin ve toplumun ekonomik ve sosyal kalkınması açısından büyük önem taşımaktadır.

Kooperatifler toplumsal ihtiyaçlar sonucu doğmuş kuruluşlardır. Tarih boyunca kimi zaman çiftçi birlikleri, kimi zaman tüketici kooperatifleri, kimi zaman sanatkâr, zanaatkâr kuruluşları olarak farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde karşımıza çıkar.

DÜNYADA KOOPERATİFÇİLİK

İnsanlar arası yardımlaşma insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte, kooperatif karakterini içinde bulunduran ilk kooperatifler;

  • 1750'de Amerika'da Benjamin Franklin'in yangına karşı kurduğu yardımlaşma sigortası ile;
  • Aynı yıl Fransa'da kurulan ilk “peynir kooperatifi” olarak kabul edilmektedir.

1920'lerden sonra ise kooperatif hareketleri tüm dünyada hızlı bir gelişme göstermiştir.

TÜRKİYE’DE KOOPERATİFÇİLİK

Kooperatifler, belki tam olarak bugün kullandığımız biçimiyle değil ama bir sosyal yardımlaşma unsuru olarak çeşitli biçimlerde bizim tarihimizde ve yaşadığımız coğrafyalarda mevcuttur.

Bizim kültürümüzde Kooperatifler için Halk dilinde “imece” dediğimiz ortak iş yapma ruhunun, yardımlaşmanın bir görünümüdür diyebiliriz.

Yani bizim toprağımızın, bizim insanımızın özünde bu yardımlaşma ve dayanışma ruhunun en güzel örnekleri mevcuttur.

  • Ülkemizde kooperatifçilik hareketinin Mithat Paşa'nın kurduğu Memleket Sandıklarıyla başladığı kabul edilir. 1863 tarihli bu Memleket Sandıkları aynı zamanda teşkilatlı zirai kredinin de başlangıcıdır.
  • 1883'de Memleket Sandıklarının adı Menafi Sandıkları olmuş ve 1888'de bu sandıklar kaldırılarak bunların yerine “Ziraat Bankası” kurulmuştur.
  • Ülkemizde ilk tüketim kooperatifi 1913'de İstanbul Çırşır'da kurulmuştur.
    • Sınırlı sorumluluk esasını kabul etmiş bulunan bu İstanbul kooperatifleri, Birinci Dünya Savaşı sırasında, İaşe Nezareti tarafından dağıtılan şeker, gazyağı gibi ihtiyaç maddelerini ortaklarına satmak suretiyle değerli bir hizmet yapmıştır.
    • İstanbul'un ve aynı zamanda Türkiye'nin bu ilk tüketim kooperatifleri 1918'de kapanmıştır.
  • 27 Mart 1914'de kurulan “Aydın İncir Müstahsilleri Ortaklığı”, ülkemizde kurulan ilk tarım satış kooperatifidir. Savaş ve Yunan işgali sebebiyle bu kooperatif çalışmaları 5 yıl kadar durmuş, 1925'de tekrar faaliyete geçmiştir.
  • Cumhuriyet döneminde ise kooperatifçilik büyük ölçüde çıkarılan kanunlarla devletin öncülüğünde gelişmiştir.
  • 1924’te çıkarılan “İtibari Zirai Birlikleri Kanunu” ile ortaklarına kişisel ve müşterek kefalet esasına göre kredi dağıtacak örgütler kurmaları öngörülmüştür.
  • Memleketimizde düzenli bir çalışma gösteren ilk ciddi kooperatif 1925'de kurulan “Ankara Memurları İstihlak Kooperatifi”dir.
  • 1926’da çıkarılan Türk Ticaret Kanunu’na konulan hükümlerle kooperatiflerin kurulması yoluna gidilmiştir.
  • 25 Mayıs 1933'de Kooperatiflerin ilk birliği kurulmuştur.
  • Türkiye’de ilk yapı kooperatifleri 1934'te Ankara’da kurulan “Bahçelievler Yapı Kooperatifi”dir.
  • Türkiye'de ilk esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifi ise 1951 yılında Ankara'da, daha sonra Eskişehir ve Bursa'da kurulmuştur.
  • 1958'de ilk yapı kooperatifi kurulmuştur.
  • 1960 yılında ise “Mahdut Mesuliyetli Sosyal Yardım Sigortacılık İşleri Kooperatifi” kurulmuştur.
  • 1969 yılında kabul edilen 1163 sayılı “Kooperatifler Kanunu” Türk Kooperatifçilik mevzuatı içinde önemli bir yeri ve boşluğu doldurmuştur.
  • Zaman içinde bu yasalarda değişiklikler ve eklemeler yapılmış, 1982’deki anayasamıza kooperatifçilik hakkında Devlete önemli görevler yükleyen hükümler konmuştur.
  • Ancak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda uluslararası esaslar ve günün ihtiyaçları doğrultusunda değişiklik yapılması Hükümetimizin gündemindedir.

RAKAMLARLA KOOPERATİFLER

Bugün dünyada kooperatiflerin geldiği noktaya baktığımızda karşımıza çıkan rakamlar bu sektörün önemini gözler önüne sermektedir:

  • Birleşmiş Milletlerin tahminine göre dünya genelinde 800 bine yakın kooperatif faaliyet göstermektedir.
  • Bu kooperatiflerde yaklaşık 100 milyon kişi çalışmaktadır ve yaklaşık 800 milyon kişi bu kooperatiflere ortaktır.
  • Uluslar arası Kooperatifler Birliği (ICA) 2008 Yılı Raporunda yer alan 300 kooperatifin 2006 mali yılı sonu rakamlarıyla toplam 1 trilyon 118 milyar 20 milyon dolarlık ciroya sahip oldukları görülmektedir.
  • Yine aynı raporda yer alan 48 Fransız kooperatifi 2006 yılında yaklaşık 200 milyar dolarlık cirolarıyla; Venezüella, Kolombiya, Nijerya, Singapur, Romanya, Ukrayna, Mısır gibi birçok devletin GSYH rakamlarını geride bırakmıştır.

Değerli Katılımcılar;

Bu rakamların da ifade ettiği gibi Kooperatifler, günümüzde yalnızca üretim gücü zayıf kesimlerin dayanışma kuruluşu olmaktan çıkmış, ekonomik ve ticari hayatta kendine has özellikleri sayesinde başarılı girişim örnekleri haline gelmişlerdir.

Özellikle yüksek sosyal sermayeye sahip ülkeler, aynı zamanda iyi işleyen kooperatifçilik sistemine de sahiptir.

Bu açıdan, sosyal sermayemizi arttırırken diğer faktörlerin yanında, kooperatifler gibi dayanışma kuruluşlarının önemli bir katkısı vardır.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun 2001 yılındaki “Avrupa Girişimi" içerisinde ‘kooperatifler’ başlıklı istişare belgesinde de; “kooperatifler demokratik olarak yönetildiği ve ekonomik açıdan yönetime katılmaya imkân sağladığı için güven yaratır, sosyal sermaye oluşturur ve muhafaza eder” denmektedir.

Pek çok ülkede kooperatifler, diğer benzeri kuruluşlarla birlikte “üçüncü sektör” olarak tanımlanmaktadır.

Günümüzde devletlerin fonksiyonlarının önemli bir bölümünün sivil toplum kuruluşlarına devretmesi eğilimi giderek artmaktadır.

Kooperatiflerin de dâhil edildiği üçüncü sektöre ise bu alanda önemli ve yeni görevler düşmektedir.

Nitekim, yaşanan ve izleri halen devam eden “global finansal ve ekonomik kriz” başta kooperatifler olmak üzere “sosyal sorumluluk” anlayışıyla çalışan üçüncü sektör kuruluşlarının önemini ulusal ve uluslararası zeminde daha da artırmaktadır.

KOOPERATİFÇİLİK STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI

Değerli katılımcılar,

Biz de bu gelişmelere paralel olarak ülkemizde kooperatifçiliğin gelişmesi için Bakanlık düzeyinde çok yönlü planlamalarımızı kararlılıkla sürdürmekteyiz.

Kooperatifler, finansman, örgütlenme, araştırma-geliştirme, eğitim ve hizmet sunumu alanlarında bazı sorunlar yaşamaktadır.

Ülkemizde diğer kooperatifler gibi, KREDİ KEFALET kooperatiflerinin de bazı sorunlar yaşadığını biliyoruz.

Bu sorunların aşılması için Bakanlığım bünyesinde İLK DEFA SİSTEMLİ VE STRATEJİK BİR YAKLAŞIMLA çözüm oluşturmaktayız.

Bu amaçla ilgili tarafların katılımıyla bir “Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı” taslağı hazırladık.

“Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı” hazırlığı, 2011 Yılı Hükümet Programında da 23. Tedbir olarak yer almıştır.

Bu durum, siyasi karar mercileri nezdinde de kooperatifçiliğin gündeme alındığını gösteren çok önemli bir gelişmedir.

Kooperatifçilik Strateji Belgesi; ülkemizde kooperatifçiliğin sorunlarının tespiti ve çözüm önerilerinin ortaya konulması amacıyla gerçekleştirilen en kapsamlı çalışmadır.

Belge hazırlık sürecini katılımcı bir anlayışla gerçekleştirdik.

Bundan sonra da çalışmalarımızı aynı anlayışla sürdüreceğiz. Bu çerçevede sizlerin yakın ilgi ve desteğinizin önemli olduğunu burada vurgulamak istiyorum.

Stratejinin sahada uygulanması için bir Eylem Planı ortaya konulacaktır.

Eylem Planı; belirlenen stratejik hedeflere uygun olarak, hangi eylemin hangi zaman dilimi içinde ve nasıl uygulanacağını tanımlayacak ve bize kooperatifçiliğimizi istenen noktaya ulaştırmada bir yol haritası olacaktır.

Son düzenlemelerin tamamlanmasını takiben, kısa bir süre içinde “Strateji ve Eylem Planı Belgeleri”ni uygulamaya başlayacağız.

e-KOOPERATİF PROJESİ

Yine Sektörün yaşamakta olduğu olumsuz algıları ortadan kaldırmak ve kooperatifçiliğe şeffaflık anlayışını yerleştirmek için “Kooperatif Bilgi ve Denetim Sistemi yani e-Kooperatif Projesini” de bu yıl içinde tamamlamayı planlıyoruz.

ESNAF VE SANATKÂRLAR KREDİ VE KEFALET KOOPERATİFİ

Değerli Katılımcılar;

Güçlü bir ekonominin işleyişi için olmazsa olmaz koşul, çalışarak ve üreterek değer yaratan reel sektör adını verdiğimiz kesimin varlığıdır.

Reel sektörün tabanını da, tüm ülke çapında varlık gösteren, beden ve emek gücünü sermaye gücünün önüne koymuş esnaf ve sanatkârlar oluşturur.

Küçük işletmeler ile esnaf ve sanatkârlarımızın yaşadığı sıkıntıların aşılabilmesi için esnaf ve sanatkârlarımıza, Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi (ESKKK) kurabilme imkânını sağladık.

  • Esnaf ve sanatkâr işletmelerinin para ve emeklerini birleştirerek kurdukları 998 Kredi ve Kefalet Kooperatifinden 936’sı; 32 adet Kredi ve Kefalet Kooperatifi Birliklerinde örgütlenmiştir.
  • Bunların toplam ortak sayısı ise 669 bin 123’tür.
  • Söz konusu 32 Birlik; Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Merkez Birliği’nin (TESKOMB) çatısı altında güç birliği yapmıştır.

Esnaf ve sanatkârlarımızın; finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere Türkiye Halk Bankası kaynaklarından düşük faizli kooperatif kredisi kullandırılmaktadır.

Esnaf ve sanatkâr kesiminin rekabet edebilirliklerinin artırılması ve finansman maliyetlerinin azaltılması amacıyla bu kredilerin faizleri için her yılın Merkezi Yönetim Mali Bütçesine ödenekler konulmaktadır.

2011 yılında bütçeye bu amaçla 327 Milyon TL ödenek konmuştur. Bu ödeneğin tamamının kullanılması halinde toplam 5,5 Milyar TL ile 6,5 Milyar TL arasında bir kredi hacmine ulaşılması mümkündür.

Esnaf ve sanatkârlara kullandırılan kredilerde her yıl yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararları ile belirlenen gösterge faiz oranı uygulanmakta, Bankanın cari faiz oranı ile gösterge faiz oranı arasındaki farka göre oluşacak gelir kayıpları ise Hazine tarafından karşılanmaktadır.

Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatif’lerin mali durumları için Bankaca yapılan derecelendirme sonuçlarına göre bu kooperatiflerin ortaklarına kullandırabilecekleri kişi başına limit 35 Bin TL ile 100 Bin TL arasında değişmektedir.

Bununla birlikte, taşıt edindirme, işyeri tesislendirme ve istihdamı destekleme kredileri gibi ek katma değer ve istihdam yaratıcı yatırım kredilerine Bankaca 250 Bin TL’ye kadar kişi başına kredi kullandırılabilmektedir.

Bu noktada bu tür kredilerin ve genelde tüm kredilerin esnaf-sanatkârın gerçek ihtiyaçlarına yönelik olarak kullandırılmasına kooperatiflerimizce özen gösterilmesi çok önemlidir.

Bu alanda yaptığımız çalışmaları rakamlarla özetlersek;

  • 2002 yılı sonu itibariyle 402 kooperatif kredi kullandırabilirken, 30 Eylül 2011 tarihi itibariyle 799 kooperatif kredi kullandırabilmektedir.
  • 2002-2010 döneminde yaklaşık 785 bin kooperatif ortağı esnaf ve sanatkârımız bu krediyi kullanmıştır.
  • Kooperatif ortaklarına uygulanan gösterge faiz oranı 2002 yılı sonunda %47 iken, şu anda %5-6’dır.

Kredi ve Kefalet Kooperatifleri; küçük işletmelerin, esnaf-sanatkârın finansman ihtiyacının karşılanmasında önemli bir yer tutmaktadır.

Devletin Halk Bankası yoluyla sağladığı kredi faizinin yarısını karşılaması bu modeli cazip hale getirmektedir. Bu nedenle de yoğun bir talep görmektedir.

Türkiye genelinde 2011-2013 döneminde Kredi ve Kefalet Kooperatifi kefaletiyle esnaf ve sanatkârlara 3 yılda;

  • Toplam 14,2 Milyar TL kooperatif kredisi kullandırılması,
  • Bütçeden 2011 yılı için öngörülen 327 Milyon TL ödenekle birlikte toplam 1 Milyar 267 Milyon TL ödenek ayrılması,
  • Toplam 1 Milyon 84 bin esnaf-sanatkârımıza Devlet destekli düşük faizli kooperatif kredisi kullandırılmasını hedefliyoruz.

2012-2014 Orta Vadeli Program’da yer alan iş ortamının geliştirilmesine yönelik hedef ve faaliyetlerde temel amaç; “İş ortamının rekabetçi bir yapıya kavuşturularak iyileştirilmesi” olarak belirtilmiştir.

Bu amaçla;

  • Yatırımların ve ihracatın artırılması
  • KOBİ’lerin, yeni girişimcilerin, esnaf ve sanatkârların, rekabet güçlerinin geliştirilmesine yönelik destek mekanizmaların ve araçların çeşitlendirilmesi
  • Finansmana erişimlerinin artırılması amacıyla sağlanan desteklerin etkinleştirilmesi
  • KOBİ’lerin muhasebe ve finansal raporlama standartlarına uyum sağlamaları hedeflenmiştir.

Bu bakımdan, genel olarak küçük işletmeler ile esnaf ve sanatkârlar faaliyet alanlarına göre krediye her zaman ihtiyaç duymaktadır. Finansman ihtiyacının sürekli olması, kredilendirmede Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kefalet Kooperatiflerinin ve üst örgütlenmesini temsil eden TESKOMB’un önemini ortaya koymaktadır.

Değerli Katılımcılar;

Ülkemiz kooperatifçiliğinin geliştirilmesine yönelik bu çalışmalarımızın, kuşkusuz siz değerli kooperatifçilerin inisiyatifi ile faaliyete geçen kooperatiflere de olumlu yansımaları olacaktır.

Sizler ülkemizin her köşesine ulaşan elimiz, gören gözümüzsünüz. Bu nedenle faaliyetleriniz bizim için son derece önemlidir.

Sizin aracılığınızla dağıttığımız kredilerle küçük esnaf ve sanatkârlarımızı tüccarlığa yükseltmek, güçlendirmek istiyoruz. Bu noktada önümüzdeki dönemdeki çalışmalarınızda bunu hedef olarak görmenizi istiyorum.

Burada üç gün boyunca devam eden seminerin başta kredi kefalet kooperatifleri olmak üzere tüm kooperatifçilik camiası açısından faydalı sonuçlara vesile olmasını diliyorum.

Başka program ve etkinliklerde de birlikte olma umuduyla hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.