Banner 3b8b1hy1banner h1

Konuşmalar önceki sayfa

23.02.2012 RİZE SEKTÖREL KALKINMA SEMPOZYUMU

Sayın Rize Valisi,

Rize ve Maltepe Üniversiteleri’nin Saygıdeğer Rektörleri, Öğretim Üyeleri,

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Katılımcılar,

Sevgili Hemşehrilerim,

Ve Basınımızın Mümtaz Temsilcileri;

“Rize Sektörel Kalkınma Sempozyumu”nda aranızda olmaktan büyük mutluluk duyuyor, hepinizi gönülden sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

“Rize İçin Neler Yapabiliriz?” diyerek bizleri bir araya getiren bu sempozyumun mimarları Rize Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’na teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Rize’nin tüm sektörlerde kalkınması için geleceğe dönük hedefleri ve projeleri hazırlamak üzere yapılan toplantı ve istişareler hem şehrimizin hem de ülkemizin ekonomisi için son derece önemlidir.

TÜRKİYE EKONOMİSİ - KISA DEĞERLENDİRME

Çünkü Türkiye zengin ve güçlü bir ülkedir. Son 10 yılda gösterdiğimiz performansla ülkemizin gücünü tüm dünya kabul etmiştir.

Türkiye; bölgesel ve küresel dengelerde kilit rol oynayan, önemli ticaret ve enerji yollarının kavşak noktasında yer alan, stratejik önemi büyük bir ülkedir.

Balkanlar, Karadeniz, Akdeniz Havzası, Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu gibi komşu bölgelerdeki son ekonomik ve politik gelişmeler de ülkemizin bölgedeki rolünü ve önemini daha açık biçimde ortaya koymaktadır.

Türkiye, sergilediği performans ile son dönemde dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri içinde yer aldı.

Ülkemizin, bu ekonomik performansını geliştirerek devam ettirmesi ve artan bölgesel ticaret hacmine cevap verebilmesi için rekabetçi ve dinamik bir ekonomik yapının oluşturulması hassasiyetle üzerinde durduğumuz bir konudur.

Bu süreç, şüphesiz, tüm şehirlerimizde ilgili bakanlıklar, üniversiteler ve özel sektör temsilcileri ile kapsamlı bir işbirliğini gerektirmektedir.

Rize’de de bu işbirliği sayesinde, şehrimizin kaynaklarını dikkate alarak geleceğe dönük akılcı politikalar geliştirmek mümkün olacaktır.

RİZE’NİN EKONOMİSİ

Türkiye, dünyanın en güzel coğrafyasında bulunmaktadır.

Rize de Türkiye'nin en güzel şehirlerinden biridir.

Yağmurun berekete dönüştüğü bu topraklar yalnız Türkiye’nin değil, dünyanın da en güzel tabiat parçalarından biridir.

Doğu Karadeniz'deki güzellik dünyanın hiçbir yerinde yoktur.

Hemen yanı başında deniz.

Hırçın Karadeniz, yeşilin her tonuyla burada buluşur.

Yaylalara çıkarsanız her çeşit çiçek ve koku sizi karşılar.

Rizeliler de bu tabiatın, bu zenginliğin hakkını veren insanlardır.

Biz bu topraklarda büyüdük, bu toprağın ekmeğini yedik.

Bu anlamda “Rize için ne yapabilirim?” diyen herkesin fikri son derece kıymetlidir.

Bugün hepimiz buradayız: Kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları.

Bu kadar kıymetli insanın bir araya gelmesi dahi Rize’yi çok daha iyi noktalara taşıma iradesinin kanıtıdır.

Bugün Rize’yle ilgili genel bir değerlendirme yapacağım.

Ancak asıl önemli olan bugün sizlerin, bu sempozyumda yer alan değerli katılımcıların ortaya koyacağı fikir ve önerilerdir.

Biz size her konuda destek olmak, yolunuzu açmak ve ihtiyaç duyulan her aşamada gerekli bağlantıları kurmak üzere buradayız. Her zaman yanınızdayız ve sizlere destek olacağız.

  • Rize’nin ihracatı 2002 yılında 89 milyon dolardı.
  • 2011 yılında ise yaklaşık 5 kat artarak 389 milyon dolara yükselmiştir.
  • Yine 2002’den 2011 yılına Rize’nin dış ticaret hacmi de yaklaşık 4 kat artarak 101 milyon dolardan 411 milyon dolara yükselmiştir.
  • Rize 2002’de 76 milyon dolar dış ticaret fazlası vermişti.
  • 2011 yılında ise dış ticaret fazlamız 367 milyon dolar olmuştur.

Biz şehrimizi bugünden Türkiye’nin 2023 hedeflerine göre planlamakla sorumluyuz.

Buna göre ihracatımızı önümüzdeki 10 yılda en az 4 kat daha artırmalıyız.

ÇAY’IN RİZE İÇİN ÖNEMİ

Bu hedefler çerçevesinde Rize’nin var olan ekonomik potansiyelini çok iyi planlamalıyız.

Rize’nin en temel özelliği bir çay kenti olmasıdır.

Şehrimizin ekonomisine de, ticaretine de çay bitkisi ve çay tarımı hâkimdir.

  • Ülkemizin çay üretiminin yaklaşık üçte ikisi Rize’de yapılır.
  • Burada 40 bin hektarlık çay bahçelerinde yılda ortalama 400 bin ton çay üretimi yapılır.
  • Rize’nin sanayi siciline kayıtlı 205 işletmeden 170’i çay üretimi alanında faaliyet göstermektedir.[1]
  • Bu fabrikalarda yaklaşık 15 bin kişi istihdam edilmektedir.

Hedefimiz, hem üretiminde hem de dünya pazarlarına sunumda “Türk Çayını” alternatifi olmayan bir içecek haline getirmektir.

Hükümet olarak 2023 yılına kadar, dünya çapında bilinen en az 10 markamız olacak, dedik.

Bu 10 markadan biri mutlaka “Rize Çayı” olmalıdır.

Bunun için çalışmalara başladık.

“Yeşil Altın” Türk çayının markalaştırılması, bir endüstriyel değer haline gelerek tüm dünyada tercih edilen bir marka haline gelmesi için 3 ay önce Rize’de bir çalıştay yaptık.[2]

Günümüzün ekonomik mücadelesi, markalaşma gücü üzerinden yapılan mücadeledir.

Markalar, stratejik çalışmaların sonucunda ortaya çıkmaktadır.

  • Bu çerçevede öncelikle; çay fabrikalarında otomasyon ihtiyacı analizinin yapılıp, doğru yatırımların yapılması önem taşımaktadır.
  • Bunun yanı sıra, çay fabrikalarının yılın tamamında çalışması için düzenlemeler yapılması da bir ihtiyaçtır.
  • Son yıllarda hızla büyüyen organik çay pazarında daha fazla yer almak için son derece elverişli topraklara sahip olan Rize’de organik çay alanlarının genişletilmesi de yine üzerinde çalıştığımız konulardandır.

Çayda markalaşma ve ürün değerinin artması; Türk çayının kalitesinin yükselmesini, Türkiye'de standart çay üretim ve pazarlamasını sağlayacaktır.

Ayrıca Doğu Karadeniz'de yeni yatırımlar yapılmasına, bu alanda istihdamın artmasına ve göçün azalmasına katkısı olacaktır.

Geçen yıl Ekim ayının ilk haftasında yine Rize’de yaptığımız “Çay Sorunları Çözüm Toplantısı”nda bir eylem planı hazırladık.

Bu plan çerçevesindeki çalışmalarımızın bazı başlıkları şunlardır:

1-  Yaş çay ürününde kalitenin artırılması,

2-  Doku Kültürü Laboratuvarının kurulması,

3-  Organik çay üretiminin geliştirilmesi,

4-  Kuru çay üretiminde ürün çeşitliğinin artırılması, ihracatın desteklenmesi,

5-  Türk çayının menşe’inin tespiti amacıyla DNA markerlerinin belirlenmesi.

Bilhassa çayın DNA'sının belirlenmesi amacıyla gerçek çayın, piyasaya sürülen diğer çaylardan laboratuar ortamında kolaylıkla ayırt edilmesi yönündeki çalışmalarımız Rize çayının geleceğini garanti altına alacaktır.

Dünyanın en lezzetli, en sağlıklı ve aynı zamanda organik çay olmaya aday Rize çayını dünyanın en prestijli çay markası haline gelmesi, çayımızın tanınması ve pazarlanmasının çok ötesinde manalar da ihtiva etmektedir.

Çünkü dünya çapında marka üretmek aynı zamanda kendi kültürünü tanıtmak ve transfer etmek demektir.

Çay; diğer içeceklerden farklı olarak kültürel kodları en fazla taşıyan ürünlerden biridir.

 “TurkishTea” olarak adlandırılacak olan Rize çayı ile “çay içme kültürümüz” ve diğer geleneksel unsurlarımız dünyaya tanıtılacaktır.

Çay; Rize’nin tabiatının güzelliğini, yeşilini, mavisini, dostluğunu tüm Türkiye’ye bardak bardak dağıtır.

Hedefimiz bu güzelliği bu kültürü tüm dünyaya tanıtmaktır.

Geçtiğimiz ay yazdığı kitapla çayımızı ve Türk insanını tüm dünyaya anlatan Amerikalı yazar Katharine Branning’i davet ettim, kendisine burada üretilen çaylardan da hediye ettik. Kendisi de bana ince belli bir çay bardağı hediye etti.

Bakın Amerikalı yazar çayımızı ve insanımızı nasıl anlatıyor.

ü     “Çay ikramı, yapılacak bir iş ve görüşme için bir ön protokol gibidir.”

ü    “Çayı karıştırırken kaşığın bardak kenarına her dokunuşunda bir dostluk başlar ve derinleşir.”

ü    “Her küçük sohbetin, paylaşılan her bir bardak çayın, hoşgörüsüzlük duvarlarında bir gedik açacağına inanıyorum. Ve bir çay, bir çay daha, sonra bir çay daha… Ve böylece belki hayallerimizdeki dünya bir gün gerçekleşecek.”

ü    “Türklerin misafirperverliklerinin en basit şekli, lale şeklini andıran bardaklarla sundukları yakut kırmızılığında sıcak çaydır. Her yudumda bu halkın tatlılığını ve sıcaklığını koklarsınız.”

ü    “Türk misafirperverliği dünyaca meşhurdur ve her türlü övgüyü hak etmektedir.”

Evet Amerikalı yazarın tespitlerindeki ince nokta Rize çayı için çok değerlidir: Rize çayı dostluktur, barıştır, hürmettir, muhabbettir…

Türkiye çok zengin bir ülkedir. Doğasıyla, tarihiyle, sahip olduğu medeniyetle, çalışkan insanları ve manevi değerleriyle çok zengin bir ülkedir.

Misafirperverlik; bizim insanımızın en mümtaz vasıflarından biridir.

Dünyanın başka hiçbir yerinde bir milletin tamamıyla bu denli misafirperver duygularla hareket ettiğini görmek imkânsızdır.

Tarihe baktığımızda da 1330’da İbn Battuta’nın ve 17, 18 ve 19. Yüzyıllarda Türkiye’ye gelen seyyahların anlattığı misafirperlik; 21. Yüzyılın postmodern dünyasında da aynı biçimde devam etmektedir.

Biz işte biz bu vasfımızı tabiat güzelliklerimizle birleştirerek çayımızın yanı sıra Rize’de dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir turizm sektörünü de oluşturabiliriz.

RİZE’DE TURİZM SEKTÖRÜ

Turizm, Rize’nin en avantajlı olduğu sektörlerden biridir.

Bu alanda rekabet gücümüz çok yüksek.

Bu potansiyeli iyi değerlendirmeliyiz.

Ayder dünyanın en güzel kayak merkezi olmaya adaydır.

Ayder İsviçre’den, dünyanın önde gelen tüm kayak merkezlerinden çok daha güzel bir tabiata sahiptir.

Ayder’i kış turizminin merkezi, kayak turizminde dünya markası olmuş yerlerinden biri haline getireceğiz.

Ayder, Davos'u 5'e, 10'a katlayacak potansiyele sahiptir.

Burada yapılacak kayak tesisi elbette ki buranın ekonomik potansiyelini de artıracak. Bizim kayak yapmaya müsait bu kadar güzel ortamımız, mekânlarımız varken insanlarımız niçin yurt dışına kayak yapmaya gitsin?

Dünya Ayder’e gelecek.

Bu konuda kararlıyız.

Biz hiçbir zaman yapamayacağımız sözleri söylemedik.

Zaman kaybetmeden Ayder'e mükemmel bir kayak tesisi yapılacaktır.

Ayder Yaylası doğa güzellikleri, yöreye has otantik mimarisi ve birçok hastalığa şifa olduğu bilimsel olarak tespit edilmiş olan termal kaplıcası ve özellikle 2004 yılından itibaren ülkemizde ilk defa gerçekleştirilen “heliski kayak sporu[3] ile çekiciliğini artırmaktadır.

Değerli Dostlarım;

Sağlık turizmi dünyada yükselen değerlerden biridir.

Rize ve Ayder bu alanda da dünyanın önemli bir merkezi olma potansiyeline sahiptir.

Rize’de turizm merkezi olarak ilan ettiğimiz bir başka yer de Anzer’dir.

Anzer için koruma ve geliştirme faaliyetlerinin daha verimli olması amacıyla 2006’da Bakanlar Kurulu Kararı ile Anzer Bölgesi’ni “Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi” olarak ilan ettik.

Anzer, yaylalarının doğal güzelliği, otantik özellikleri, zengin bitki örtüsü ve irili ufaklı birçok buzul gölüyle turizm potansiyeli yüksek bir yerdir.

Çayeli İlçemizi de yine 2006’da Bakanlar Kurulu Kararı ile turizm merkezi olarak ilan ettik.

Ayrıca ilçede bulunan Ağaran ve Çataldere Şelaleleri gerek yükseklikleri, gerekse ilkbaharda suların kabarmasıyla oluşturdukları görünümle birer tabiat harikasıdır.

Ağaran Şelalesini turizme kazandırmak için 500 bin Lira ödenek ayrıldı.

Bu kadar zengin bir tabiat dünyanın çok az coğrafyasına nasip olmuştur.

DOKA’NIN RİZE’YE KATKISI

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın da mali destekler programı kapsamında Rize’de halen devam eden 27 ve Rize’nin de dâhil olduklarıyla toplam 37 projeyle şehrimize 8,3 milyon Lira kaynak aktarmaktadır.

Hepsi birbirinden önemli ve ilimize yeni vizyon katacak bu projelerin hayata geçmesiyle şehrimiz hem ekonomik, hem de sosyal ve kültürel alanda önemli değerler elde edecektir.

Bu kapsamda Ardeşen’de; Rize’yi su sporları alanında uluslararası bir merkez yapacak “Fırtına Vadisi Vali Recep Yazıcıoğlu Kano ve Rafting Spor Turizmi Projesi”ni şehrimizin marka değerlerinden biri olacaktır.

Bu ve benzeri projelerle Rize özelinde Türkiye, alternatif turizmde dünyada markalaşmış bir ülke konumuna gelecektir.

Bu vesileyle “Rize 2023” hedefimizin bir parçası olarak kısa bir süre önce kurulmasına rağmen son derece başarılı çalışmalar yapan Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı yönetici ve çalışanlarına da teşekkür ediyorum.

ÜNİVERSİTELERİN RİZE’YE KATKISI

Değerli Katılımcılar ve Sevgili Hemşehrilerim;

Üniversiteler, bilim merkezleri olmalarının yanı sıra bölgesel ilerlemenin ve kalkınmanın da anahtarıdır.

Rize Üniversitemiz bu yolda hızla ilerliyor.

Üniversitemizin, Doğu Karadeniz’in gelişiminde önem taşıyan sağlık ve mühendislik alanlarındaki çalışmaları yerel kalkınmanın itici gücünü oluşturmaktadır.

Rize Üniversitesi ve Maltepe Üniversitelerimizin çok kıymetli Rektör ve öğretim üyelerine şehrimize, bölgemize ve ülkemize katkılarından dolayı gönülden şükranlarımı sunuyorum.

Kıymetli Dostlarım;

Bugün, Rize için herkesin gücü ölçüsünde katkıda bulunma zamanıdır.

Bu sempozyumun Rize’nin gelecekteki yatırımlarına yön veren uygulamaya dönük projeleri ortaya çıkarmasını, burada yer alan katılımcıların kıymetli fikirlerinin değerlendirilmesini ve sadece konuşulan değil, uygulamaya dönük planlamalar ve işbirliklerinin gelişmesine yönelik bir toplantı olmasını diliyorum.

Sempozyumun kamu-özel sektör, üniversite ve sivil toplumun işbirliğine giden yolda önemli bir adım olacağına inanıyor, tüm katılımcılara teşekkür ediyor, hepinizi bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyorum.