Banner 25Banner 19banner h2banner h3Banner 23

Konuşmalar önceki sayfa

15.03.2012 REKABET KURUMU 15. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ PROGRAMI

Değerli Katılımcılar;


Rekabet Kurumu’nun kuruluşunun 15’inci yılı vesilesiyle aranızda bulunmaktan büyük mutluluk duyuyor, hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

 

Günümüzde ekonomik gücün kaynağı; teknoloji ve iletişim alanındaki küresel dönüşüme dayalı rekabet üstünlüğüdür.

 

Doğru, gerçekçi ve uygulanabilir kurallar üzerine kurulu bir “rekabet ortamı,” ülke ekonomilerinin gelişimine önemli bir ivme kazandırmaktadır.

 

Nasıl ki güneş ışığının varlığı bitkilerin büyüyüp gelişmesi için olmazsa olmaz bir şartsa; rekabetin varlığı da girişimcilik ve ekonomik büyüme için o kadar gereklidir.

 

Serbest piyasa modelinin dinamizm kaynağı rekabettir.

 

Rekabetin olmadığı yerde kişilerin refah payının artması mümkün değildir.

 

“Başarılı bir piyasanın” oluşum ve gelişim şartları vardır.

 

Bunlardan bazıları;

-  Güvenlik, mülkiyet hakları, girişim ve sözleşme özgürlüğünü teminat altına alan bir hukuk sistemi;

-  Gelişmiş ulaşım, iletişim ve enerji altyapıları;

-  Sağlıklı işleyen bir finansal sistem;

-  Patent ve fikri hakları güvenceye alan, yeniliği teşvik eden düzenlemeler;

-  Sağlıklı parasal ve mali politikaları yürütmeye uygun araçlar;

-  Rekabeti ve tüketiciyi koruyan mevzuat ve uygulamalardır.

 

Bu şartların sağlanmasında ve geliştirilmesinde tüm kamu kurumlarının çok önemli işlevleri vardır.

 

Diğer taraftan rekabet, adalet ve dürüstlük kavramları ile de yakından ilgilidir.

 

Rekabetçi piyasalar, üreticiler kadar tüketicileri de korumaktadır.

 

Bugünün 15 Mart “Dünya Tüketiciler Günü” olması sebebiyle bu konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum.

 

Günümüzün hızlı iletişim dünyasında sadece “tüketici odaklı” firmalar kalıcı olabilmektedir.

 

Tüketicinin taleplerini ve değişen ihtiyaçlarını takip etmek, rekabetin önemli şartlarından biridir.

 

Tüketicinin korunması kavramı dünyada son yüzyılda önem kazanmış olmakla birlikte, bu konuda bizim geçmişe dayanan köklü geleneklerimiz vardır.

 

Bizim kültürümüzde üretimin her aşamasının sağlıklı ve kaliteli olmasına yönelik yüzlerce yıl öncesine dayanan sözlü ve yazılı kurallar mevcuttur.

 

Örneğin 16. Yüzyılda II.Bayezid devrine ait “Bursa, İstanbul ve Edirne İhtisab Kanunnameleri” dünyada tüketici haklarını koruyan ilk kanun olarak bilinmektedir.

 

12. yüzyılda Anadolu’da oldukça yaygın biçimde faaliyet gösteren Ahilik teşkilatının işleyişi de esas olarak üretimin kalitesine ve imalattan tüketime belli standartların korunmasına dayanmaktaydı.

 

Bugün dünya ülkelerinin, uygulamaya ve hâkim kılmaya çalıştıkları bu değerler, bin yıldır Anadolu’da hâkimdir.

 

TÜRKİYE EKONOMİSİ VE REKABET


Türkiye ekonomisinde son on yılda büyük mesafeler kat edildi ve önemli reformlar hayata geçirildi.

 

Söz konusu reformları geçmiş istikrar programlarından ayıran temel özellik, bir başka deyişle, yaşanan sıkıntıların sonucunda ulaşılan nokta; piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla çalışır hale gelmesinin tek çözüm yolu olduğudur.

 

Uyguladığımız kamu maliyesi ve para politikalarıyla Türkiye sağlam bir ekonomik yapıya ve istikrara kavuşmuştur.

 

Güçlü bir ekonominin temelinde güven ve istikrar vardır.

 

Oluşturduğumuz güven ortamı ve inşa ettiğimiz istikrarla ülkemiz son on yılda bölgesinde ve dünyada önemli bir güç ve denge merkezi hâline geldi.

 

Dünya Ekonomik Forumu’nun hazırladığı 2011-2012 Küresel Rekabet Edebilirlik Raporu’na göre Türkiye, pazar büyüklüğünde önemli bir ilerleme göstermektedir.

 

Ülkemiz iç pazar büyüklüğü sıralamasında 142 ülke içinde 15’inci; dış pazar büyüklüğünde ise 28’inci sıradadır.

 

Bu konumuyla Türkiye; Rusya ve Brezilya gibi ülkelerin bulunduğu bir düzeyde yer almaktadır.

 

Söz konusu ülkelerle kıyasladığımızda Türkiye daha büyük bir iç ve dış pazara sahiptir.

 

Girişim özgürlüğünün korunması ve sağlıklı bir rekabet ortamının geliştirilmesi; Türkiye’nin dış pazarlardaki gücünü arttırmasının ve rekabetçi teşebbüsler oluşturabilmesinin de önemli araçlarındandır.

 

Etkin bir rekabet ortamı ile desteklenmiş rekabet kültürünün hâkim kılınması, piyasaların iyileştirilmesi için hayati öneme haizdir.

 

Bu bağlamda piyasadaki rekabeti koruyucu ve teşvik edici düzenlemeleri öngören Rekabet kanunları, piyasa ekonomisinin hukuki altyapısını ve güvencesini oluşturmaktadır.

 

Rekabet hukukunun amacı da; rekabetin sağladığı ekonomik etkinlik yoluyla toplumsal refahın arttırılmasıdır.

 

REKABET HUKUKUNUN UYGULAMASI


Rekabet Kurumu’nun faaliyetleri, ekonomik hayatımıza ve sorunlara bakışımıza büyük katkı sağlamaktadır.

 

Rekabet yasaları klasik anlamda kartelleşmenin ve tekelleşmenin önüne geçilmesine yönelik kamusal bir düzen getirmektedir.

 

Rekabet politikası, iç ve dış ticarete, kamu teşebbüslerinin faaliyetlerine, teşviklere, kamu alımlarına ve ihalelerine ilişkin düzenlemeleri içine alan bir dizi politika ile yakından ilişkilidir.

 

Bu durum önemli bir paradoksu da beraberinde getirmektedir.

 

Çünkü Devlet, bir yandan teşebbüsler arası rekabetin korunması ve geliştirilmesine yönelik kamusal bir düzen getirmektedir.

 

Diğer yandan ise Devlet, bizatihi kamu ya da özel teşebbüslere sağladığı münhasır haklarla, kamusal teşviklerle dolaylı olarak; ya da kamu teşebbüsleri eliyle doğrudan piyasalardaki rekabeti olumsuz yönde etkileyen davranışların da zaman zaman kaynağını teşkil edebilmektedir.

 

Oysa sağlıklı ve etkin bir şekilde işleyen bir piyasa ekonomisi, öncelikle kamunun doğrudan ekonomik faaliyetlerden çekilmesini, bu yapılırken de olabildiğince rekabetçi pazarlar oluşturmasını gerektirmektedir.

 

Bu nedenle özelleştirme ve rekabet politikalarının uyum içinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

 

Ülkemizde rekabet kuralları özel-kamu ayrımı yapılmaksızın tüm teşebbüslere uygulanmaktadır.

 

Rekabet Kurumu, kamusal düzenleme ve tasarrufların rekabetçi bir bakış açısıyla değerlendirilmesi bakımından yeterli birikime sahiptir.

 

Nitekim az sonra sunulacak ve tartışılacak olan Rekabet Raporu; Kurumun yıllara dayanan bu birikiminin bir ürünüdür.

 

Rekabet Kurumu yayımladığı bu raporla piyasalara etki eden yapısal sorunlara dikkat çekerek, piyasaların sağlıklı bir şekilde gelişimine katkı sağlamaktadır.

 

Bu çerçevede, Rekabet Raporu ile Rekabet Kurumu tarafından yapılan tespitlerin ve görüşlerin son derece değerli olduğunun altını çizmek isterim.

 

Rekabet Kurumu’nu rekabet ihlallerini denetleme gibi asli fonksiyonunun yanı sıra piyasaların rekabetçi yapısına ilişkin, makro bakış açısıyla politika önerilerinde bulunan çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum.

 

Hazırlanan raporun ülkemizin büyüyen ekonomisine önemli katkılar sağlayacağına inanıyor; Rekabet Kurumu’na teşekkür ediyor, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.