Kooperatifçilik Eylem PlanıBanner 18Banner 21Banner 20b3

Konuşmalar önceki sayfa

27.10.2011 'İPEK YOLU ÜLKELERİ ARASINDA TİCARETİN GELİŞTİRİLMESİ VE KOLAYLAŞTIRILMASINDA GÜMRÜK İDARELERİNİN ROLÜ' KONULU 4. ULUSLARARASI FORUM AÇILIŞ KONUŞMASI, BATUM, GÜRCİSTAN

Sayın Bakan,
İpek Yolu Gümrük İdarelerinin ve
Uluslararası Kuruluşlarının Kıymetli Temsilcileri,
Değerli Basın Mensupları,
Saygıdeğer Hanımefendiler, beyefendiler,


Somut adımlarla işlerlik kazandıracağımıza inandığım İpek Yolu projesi için Batum’da bulunmaktan ve yeniden sizlerle bir araya gelmekten duyduğum mutlulukla, hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Öncelikle, Gürcistan Maliye Bakanlığı’na, Maliye Bakanı Sayın Dimitry GVINDADZE’ye (Dimitri Gindadze), İpek Yolu ülkelerinin işbirliğini geliştirmeyi hedefleyen bu foruma ev sahipliği yaparak bizleri bir araya getirdiği için teşekkürlerimi sunuyorum.

Değerli Katılımcılar;

Yollar; insanlar ve mallarla birlikte bilgilerin, fikirlerin, inançların ve değerlerin de hareketine sahne olan önemli mekânsal varlıklardır.

Sosyal bilimciler bu özelliğinden dolayı yola farklı bir nazarla bakarlar. Nitekim yol;

  • Ekonomist için devasa bir sektör olan ulaşımın temel altyapısı,
  • Sosyolog için yakın ve uzak her türlü toplumsal ilişki ve iletişimin önemli bir yapı taşı,
  • Tarihçi için geçmişin anlaşılmasında ve aydınlatılmasında yararlanılan çok değerli bir enstrüman,
  • Jeopolitikçi için üstünlük ve güç kaynağı,
  • Coğrafyacı için ise büyük ölçüde doğal çevre faktörlerinin kontrolü ve etkisi dahilinde insanoğlunun mekâna vurduğu güçlü bir damgadır.

Kuşkusuz “Büyük İpek Yolu” bu güçlü damgaların en başında gelir.

“İpek Yolu” ismi, 19. Yüzyıl ünlü Alman coğrafyacısı Ferdinand Freiherr von Richthofen’e (Ferdinant Firiher Von Riçhofen) aittir. Riçhofen, Eski Dünya’nın iki büyük medeniyet havzasını, Doğu’da Çin’i Batı’da Akdeniz’i, birbirine bağlayan ve pek çok güzergâhtan oluşan bu geniş yol ağını Büyük İpek Yolu olarak nitelendirmiştir. Üzerinde ticarete konu olan temel ürünün ipek oluşu, yaklaşık onbeş yüzyıl boyunca önemini koruyuşu ve üç kıtaya yayılışı dikkate alındığında bu nitelendirmenin isabeti daha iyi anlaşılır.

Bu Yol, bu coğrafyada yaşayan halklarımızın ortak tarihsel ve kültürel zenginliğimizin bir yansımasıdır.

Ünlü Fransız yazar Edmond Demolins (Edmond Demolin); “Halkların ve ırkların çeşitliliğinin birincil nedeni, izledikleri yoldur” der. Irkı da, sosyal insanı da yol oluşturur.

İPEK YOLUNUN ÖNEMİ VE TARİHTEKİ MİSYONU

Değerli Katılımcılar;

Dünyanın en uzun ve en eski uluslararası ticaret yollarından biri olan “İpek Yolu”; tarih boyunca hem geçtiği bölgeleri iktisadi açıdan kalkındırıp halkın refah seviyesini yükseltmiş, hem de doğu-batı kültür ve medeniyeti için bir köprü ve buluşma vesilesi olmuştur.

Şöyle bir baktığımızda uluslararası ilişkilerin, dünya sisteminin yeniden yapılandırıldığı bir dönemden geçtiğimizi görüyoruz.

Bu nedenle İpek Yolu projesi, tarihten bu yana kadim dostluklar kurmuş olan ülkelerimizin yeniden daha güçlü bağlarla biraraya gelmesine vesile olacaktır.

Tarihi İpek Yolu güzergâhında bulunan; Çin, Azerbaycan, Hindistan, Irak, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Özbekistan, Pakistan, Rusya, Suriye, Tacikistan, Güney Kore, Afganistan, Gürcistan ve Türkiye dün olduğu gibi bugün de, dostluk ve ticaret bağlarını sımsıkı devam ettirmelidir.

Bizler komşuluk ilişkileri dışında kültürel bağlamda, son derece köklü bir ortak geçmişi paylaşan halklarız.

İki sene önce başlayan uluslararası küresel finansal kriz, dünya ekonomik sisteminin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu. Kültürel ve finansal ilişkilerde var olan böylesine kırılgan bir yapının küresel dengeye olumsuz olarak yansımaması mümkün değildir.

Bütün bu ekonomik ve kültürel nedenler ülkelerimizin potansiyellerini daha iyi değerlendireceğimiz ve yükselteceğimiz ortak platformların ve ortak projelerin ne denli gerekli olduğunu göstermektedir.

Benzer coğrafyalarda yaşayan, benzer kültürel değerleri ve ortak tarihi paylaşan milletler ve halklar olarak bu coğrafyada barışın hüküm sürmesinden ve gelecek nesillere kardeş ülkeler bırakmaktan sorumluyuz.

Tarih içindeki işbirliğimizi, güçbirliğimizi bugün de çeşitlendirerek yaşatmaktan sorumluyuz.

Bizler Kadim bir medeniyetin, kadim bir kültürün ve tüm bu coğrafyanın mirasçılarıyız. Bizler bu toprağın parçalarıyız. Bu mirasa kayıtsız kalmamız mümkün değildir.

Ortaklaşa güçlü arzularımızdan biri de; İpek Yolu'nun halklarımız arasında ticarette, ulaşımda, fikirde ve düşüncede bir değişim aracı olarak canlandırılmasıdır.

Bu perspektifle, “İpek Yolu Projesi” bu coğrafyada “tarihi bir buluşmanın” projesidir.

Hedefimiz; komşu ülkeler başta olmak üzere

  • aramıza örülen psikolojik duvarları yıkmak,
  • ekonomilerimizi güçlendirmek,
  • siyasi olarak en üst düzeyde temaslarımızı arttırmaktır.

Bu coğrafyaya baktığımızda okyanuslarla arasındaki o geniş uzaklığı kısaltan İpek Yolu’nun ,klasik dönemlerde ekonomiye hâkim olduğunu görürüz.

İpek Yolu aslında jeopolitiğin bir sonucudur. Okyanusun bir yakasında olan Çin’den diğer okyanuslara diğer denizlere yakın olan Akdeniz’e, Hint’e, Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın ekonomik atardamarıdır İpek Yolu.

Şimdi yeni bir dönüşümün eşiğindeyiz.

Bu dönüşüm; İpek Yolu’nu

  • geniş tren ağlarıyla,
  • ulaşım hatlarıyla,
  • gümrük kapılarıyla,
  • enerji koridorlarıyla,
  • doğalgaz boru hatlarıyla yeniden hayata geçirmenin,
  • ve bu coğrafyayı dünya ekonomisinde yeniden yükseltmenin çabasıdır.

Bu proje tamamlandığında çok büyük miktarda mal ve üretim araçları, Orta Asya'dan Avrupa'nın diğer ucuna veya Avrupa'dan Orta Asya'ya transfer edilebilecektir.

İpek Yolu yeniden kültürel bir havza ve dünya ekonomisinin en önemli ekonomik hatlarından biri haline gelecektir.

Biz buna inanıyoruz.

Yüzyılların muhasebesini yaparak bu uzun tarihi yürüyüşe devam edeceğiz.

BÖLGEDE EKONOMİK GÖRÜNÜM

Değerli Katılımcılar;

Bu coğrafya, tarihteki önemine paralel olarak son yıllarda önemli bir ticarî ve ekonomik merkeze dönüşmektedir.

Biliyorsunuz içinde bulunduğumuz dönemde özellikle gelişmiş ülkeler ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıyadırlar.

Dünya ticaretinde ise 2009 yılında yüzde 10,7’lik bir daralma olmuştu. 2010’da hızlı bir toparlanma oldu. Ancak 2011 ve 2012 yılında dünya ticaretindeki artış hızının düşmesi bekleniyor.

Bugün itibariyle baktığımızda, dünya ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl ortalama yüzde 4 oranında büyümesi bekleniyor.

Bununla birlikte gelişmiş ülkelerde büyüme oranlarının daha aşağı seviyelere indiğini görüyoruz.

Amerika Birleşik Devletleri’nde bu yıl yüzde 1,5 gelecek yıl yüzde 1,8; Avro Bölgesinde ise bu yıl yüzde 1,6 gelecek yıl ise yüzde 1,1’lik büyüme beklentisi söz konusudur.

2008 yılında başlayan küresel ekonomik krizin etkileri halen devam etmektedir. Ancak, bu coğrafyadaki katılımcı ülkelerin, yani İpek Yolu ülkelerinin, dünya ticaretindeki payı giderek artmaktadır.

Çin dünyanın en fazla büyüyen ülkesidir.

Hindistan yine bölgenin gücünü çok açık yansıtan bir ülkedir.

Rusya, İran, Azerbaycan da ekonomik büyümeleriyle dünyada dikkat çekmektedirler.

Değerli Katılımcılar;

Türkiye’ye gelecek olursak, hemen yanı başımızdaki Avrupa’da ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan sıkıntılara rağmen Türkiye istikrarlı bir büyüme sürdürmektedir. Avrupa’nın en çok büyüyen ekonomisi konumundayız.

Hatta son iki yılda potansiyel büyüme oranlarının da üzerinde rakamlar gerçekleştirdik. Ortalama büyüme oranımız geçen yıl yüzde 9, bu yılın ilk yarısında ise yüzde 10,2’dir. Bu yıl ortalama yüzde 7,5’luk bir büyüme öngörüyoruz.

Bu coğrafya yeniden dünya ekonomisinin merkezi haline gelmektedir, İpek Yolu da bu merkezin can damarı olma potansiyeline sahiptir.

Yaşadığımız bölgede

  • enerji kaynakları,
  • bu kaynakları dünyanın diğer bölgelerine taşıyan enerji hatları;
  • kıtaları bağlayan taşımacılık koridorları
  • ve her şeyden önce genç ve dinamik nüfus ile
  • hızla büyüyen ekonomiler mevcuttur.

Öyleyse bizim misyonumuz da, zaten ortak kültür ve değerlerimizde yer alan bu güzergâhı yeniden canlandırmaktır.

2010 yılı verileriyle yaklaşık 30 trilyon Dolar olan dünya toplam dış ticaret hacminin %22’sini İpek yolu ülkeleri gerçekleştirmektedir.

  • Bölge ülkelerinin büyüme hızı da dikkate alındığında, dünya ticaretinde bölgenin payının gelecekte daha da artacağı açık biçimde görülmektedir.
  • Bu coğrafyadaki ülkeler inisiyatif alacak dinamizme ve öz kaynaklara sahiptir.

İPEK YOLU VE EKONOMİ

Değerli Katılımcılar;

İpek Yolu ülkelerinin dünya ticaretinde payının giderek artarak bugün itibariyle %22’lere ulaştığından sözederken, Asya-Avrupa taşımacılık trafiğinde, tarihi İpek Yolu’nun payının %1’in altında olduğuna da dikkat çekmek isterim.

Bugün, Asya-Avrupa trafiğinde, sanayi ürünlerinin %80’i deniz yoluyla taşınmakta, denize kıyısı olmayan İpek Yolu ülkeleri ise dünya ticaretindeki bu avantajdan faydalanamamaktadırlar.

Tüm bunları karamsar bir tablo çizmek için değil, öncelikle yapmamız gerekenleri net bir şekilde ortaya koymak için vurguluyorum.

Tarihi güzergâhın şu anki durumunu net bir fotoğrafla ortaya koymalıyız ki, hedefe gidecek yolda planlamalarımızı en doğru ve en hızlı biçimde yapalım.

Sınır kapılarındaki yetersiz altyapı, fiziki kontrollerin yoğunluğu, idari işlem ve mevzuattaki sık değişiklikler, muayenelerde mükerrerlikler mevcut durumda göze çarpan olumsuzlukların başında gelmektedir.

Dünya ticaretinde, emtianın üretimden alıcıya ulaşana kadar oluşan maliyetlerinin yaklaşık %15’ini gümrük işlemleri oluşturmaktadır. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından yapılan bir araştırmada, bu orandaki %1’lik bir azalmanın dünya ekonomisine yaklaşık 40 Milyar Dolarlık bir katkı sağlayacağı vurgulanmaktadır. Bunu dikkate aldığımızda, arz zincirinin sorunsuz işlemesinin refah ve kalkınma açısından ne kadar olumlu sonuçları olacağını daha iyi görebiliriz.

Yine OECD’nin yaptığı bir çalışmaya göre, sınırda 1 günlük beklemenin maliyeti ortalama binde beş gümrük vergisine eşit bir yük getirmektedir.

Başka bir araştırmada ise; 4 günlük bekleme süresinin mamûl ürünler için, gümrük vergilerine eşit bir maliyeti olduğu saptanmıştır.

Tüm bunları dikkate aldığımızda deniz taşımacılığı kolay yöntem olarak tercih edilmektedir.

Bütün bunların yanında; hammaddeye rahatça ulaşabilmek, büyük bir ihtiyaç ve avantaj.

Artık limanların da kapasitesi dolmaya başlamıştır. Dünya ticaretindeki çeşitlilik ve hacim, taşıma yöntemini, çeşitlendirmeyi ve alternatif güzergâhı etkin kılmayı gerektirmektedir.

BU FORUMUN ÖNEMİ

Değerli Katılımcılar;

2008’de Antalya’da başlattığımız ve 2009 Bakü, 2010 Tahran ve şimdi de Batum’da gerçekleştirmekte olduğumuz toplantılarla devam eden Uluslararası Forumun adı, zaten görevimizi açıkça göstermektedir.

“Ticaretin Geliştirilmesi ve Kolaylaştırılmasında Gümrük İdarelerinin Yapması Gerekenler ve Üstlendikleri Rol” bizleri burada bir araya getirmiştir.

  • Bu coğrafyada yaşayan halklarımızın birlikte kalkınmasının yolu, gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi ve ticaretin kolaylaştırılmasından geçmektedir.
  • Gümrüklerde sağlanacak kolaylaştırma ve uyumlaştırmanın İpek Yolu Rotasındaki ülkelere getireceği ivme, doğrudan refah seviyesi artışına olumlu etki yapacaktır.
  • Bu coğrafyada ürettiğimiz ürünlerin, Doğu-Batı aksındaki alıcı ülkelere en hızlı, en kolay ve en güvenli bir biçimde ulaştırılmasını sağlamak, temel hedefimizdir.

Dünya Gümrük Örgütü’nün “21. Yüzyılda Gümrükler Strateji Belgesi”, zaten ana çerçeveyi vermektedir:

  • Ülkeler arasında koordineli sınır yönetimi,
  • istihbarat temelli risk yönetimi,
  • gümrüklerde modern çalışma usülleri,
  • modern gümrük rejim, işlem ve uygulamaları ile
  • gümrük- özel sektör ortaklığı, başarının anahtarıdır.

Burada, özel sektör-kamu işbirliğine bir vurgu yapmak istiyorum.

Gümrük idarelerimiz özel sektör ile iki karşı taraf olarak değil, birlikte hareket etmektedir.

Şeffaflık ve dürüstlük de göz ardı edilemez ana unsurlardandır.

2008 yılında başlayan İpek Yolu girişiminde, geçen zaman içerisinde somut adımlar atma yönünde irademizi ortaya koyduğumuzu memnuniyetle ifade etmek isterim.

2009 yılında gerçekleştirilen Bakü Forumu’nda bir “Strateji Belgesi” benimsedik. Yani, 21. Yüzyılda Gümrükler için bu bölgede yapmamız gerekenleri, nasıl yapacağımızla birlikte ortaya koyduk.

“Kervansaray Projesi”nin genel hatlarını 2009 Bakü Formunda oluşturduk.

KERVANSARAY PROJESİ VE KERVANSARAYLARIN TARİHTEKİ ROLÜ

Değerli Katılımcılar;

Tarihten gelen bu birikimi günümüze aktarmak için geliştirdiğimiz Kervansaray projesinde hedeflerimiz şöyledir:

  • Sınır geçiş noktalarını modernize etmek,
  • Güzergâh maliyetlerini azaltmak,
  • Gümrük idarelerinin etkinliğini arttırmak,
  • Ve uluslararası işbirliğini geliştirmek.

Elbetteki bu saydıklarım projenin hedefleridir. Bir projeyi oluşturmak için bunlar tek başına yeterli değildir.

Esas olan onu uygulanabilir hale getirmektir.

Bu projede, Kervansarayların tarihteki misyonundan hareketle yola çıktık.

Kervansaray; kervanların ticaret yolları üzerindeki konak yerleridir.

Kervansarayların yapımına İpek yolunun uluslararası bir ticaret yolu olarak gelişmesinde çok önemli rolü olan Selçuklular zamanında başlanmıştır.

Ticari ürünleri taşıyan kervanlara, sınırlarda düşman baskınlarından, göçebe ve eşkıya soygunlarından koruyacak güvenli konak yerleri sağlayan bu kervansaraylarda yolcuların ihtiyaçları 3 gün boyunca ücretsiz olarak karşılanırdı.

Kervansaraylar; önemli ticaret yolları üzerinde, genellikle yaya yürüyüşü ile 8-10 saati geçmeyen, 30-40 kilometrelik mesafelerde vakıf olarak inşa edilmişlerdir.

Yapılan araştırmalar Anadolu’da 200’den fazla kervansaray bulunduğunu ortaya koymaktadır.

1240-1241 tarihli Karatay kervansarayının vakfiyesi kervansarayların işleyişi ile ilgili ayrıntılı bilgileri vermektedir: Vakfiyede ;Müslüman, gayr-i müslim, hür-köle, kadın-erkek, her yolcuya gerekli ikramlarda bulunulacağı ve aralarında hiçbir ayrım yapılmayacağı açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Ayrıca malı zarar gören tüccarın zararı devlet tarafından karşılanırdı. Yani bir çeşit "devlet sigortası" uygulanıyordu.

Bu coğrafyanın misafirperverliğe ve hayırseverliğe verdiği önem sonucu ortaya çıkan kervansarayların bir benzeri, o dönem Avrupasında düşünce olarak dahi mevcut değildi.

Tüccarlar, ticari ürünler kadar kültürlerin de taşıyıcılığını yapmışlardır.

Bu yolculuklar sayesinde milletlerin birbirlerine karşı önyargıları azalmış, örf, adet ve kültürel zenginlikler kıtalararası mesafelerde paylaşılabilmiştir.

Bu kervansaraylarda konaklayan tüccarlar sayesinde Anadolu insanı, hem doğunun hem de batının kültürel birikimlerinden haberdar olmuş bunun sonucunda Anadolu’da başka milletlerle asırlarca birlikte yaşamaya alışmış hoşgörülü bir toplum meydana gelmiştir.

Doğu ile Batı arasındaki İpek Yolu ile gelişen bu alışveriş bazen bir yakınlığı, bazen de bir kader ortaklığını beraberinde getirmiştir. Örneğin tarihî süreç içerisinde her dilden ve dinden insanlar Çin’de İpek Yolu’nun başlangıcı sayılan Çhangan’a (Şangan) yerleşmiş, toplumsal yaşamı birlikte şekillendirmişlerdir. Şangan’da bulunan Ulu Cami 742 tarihinde inşâ edilmiştir ki, bu tarih 751 yılında Çinliler ile Müslüman Araplar arasında yapılan Talas Savaşı’nın öncesine rastlar.

HEDEFLERİMİZ

Değerli Katılımcılar;

Öyleyse, burada bulunmamızın hakkını vermek, çalışmalarımıza ivme kazandırmak için, son üç toplantıdan bu yana ele aldığımız konuları artık somut adımlara dökmeliyiz.

Bir “Eylem Planını” oluşturmalı ve bu oluşumda bizi engelleyebilecek tüm sorunları bu Forumda ele alarak, birlikte çözmek yönünde irade koymalıyız.

Bölgede gümrüklerin fiziki kapasitesini geliştirmek, tek başına bir idarenin üstlenebileceği bir görev değildir.

Türkiye’de gümrük idaresinin idari ve fiziki kapasitesini geliştirmek için son dönemde ciddi çalışmalar yaptık.

  • Türk Gümrük İdaresinin modernizasyonu ve kapasitesinin geliştirilmesi için AB’den 82 Milyon Euro tutarında proje kapsamı mali destek ve teknik yardım aldık;
  • özel sektör ile sınır kapılarımızın geliştirilmesi için yap-işlet-devret modeli oluşturarak yoğun işbirliği geliştirdik.
  • Uluslararası işbirliği bağlamında Rusya ile Basitleştirilmiş Gümrük Hattı ve komşularımızla Ortak Kapı Projelerini uygulamaya koyduk.

Bunlar örnek modeller olabilir, başka yöntemler de uygulanabilir.

Ancak öncelikle, yol haritamızı, finansman kaynaklarımızı, yapacağımız somut çalışmaların takvimini ortaya koyarak, somut bir Eylem Planı’nı bu Forum sonucunda hep birlikte ortaya çıkarmalıyız.

Yeni ve modern gümrük uygulamalarının birlikte hayata geçirilmesi, ticaretin kolaylaştırılması ve bekleme maliyetlerinin %40’a varan oranlarda azaltılması, gümrük işlemlerinde hizmet kalitesinin yükseltilmesini zaten sağlayacaktır.

Nihai amacımız ise, tarihi ipek yolu rotasının yeni bir yaklaşımla canlandırılmasıdır.

Yeni yaklaşım, devletlerin, uluslararası kuruluşların, özel sektörün, kısaca hepimizin birikimi, katkıları ve emeğiyle şekillenecektir.

Bu foruma gümrük idarelerinin değerli temsilcilerinin yanı sıra uluslararası kuruluş temsilcilerinin de katılması, saymış olduğum önceliklerin ve hedeflerin gerçekleşmesi için zaruri olan işbirliğin, uluslararası boyutta tesisine imkân tanıyacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, Gürcistan Maliye Bakanı Sayın Dimitry GVINDADZE, Gelir İdaresi Başkanı ve çalışma arkadaşlarına bu foruma ev sahipliği yaparak İpek Yolu Gümrük İdareleri İşbirliği Girişimine verdikleri değerli katkıdan dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ayrıca Foruma katılarak desteklerini gösteren İpek Yolu Ülkeleri Gümrük İdarelerinin değerli başkanlarına ve temsilcilerine, uluslararası kuruluşların saygın temsilcilerine de teşekkürlerimi sunuyorum.

Sözlerime son verirken, Forumun, İpek Yolu Ülkeleri arasındaki işbirliği ve refahın artmasına katkı sağlayacak somut sonuçlara ulaşması temennisiyle, başarılar diliyor, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.