Hayati Yazıcı Kaptan OlduBanner 4banner h2b6b4

Konuşmalar önceki sayfa

10.12.2011 İLİM YAYMA CEMİYETİ 60. YIL ETKİNLİKLERİ, İSTANBUL

Kıymetli Misafirler,
Sevgili Dostlarım;

İlim Yayma Cemiyeti’nin 60’ıncı yılında aranızda olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Hepinizi gönülden sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Hz. Mevlana’nın “Kamil odur ki, koya dünyaya bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser” sözü müthiş bir hayat düsturunun ifadesidir.

İlim Yayma Cemiyeti’ni kuran 68 kâmil insan bu Cemiyetle kalıcı bir eser vücuda getirdiler.

Bugün bu Cemiyet; dünyaya kalıcı eserler bırakacak insanları yetiştiren bir okul oldu.

Bu okul; gençlerimize verdiği kıymetle ve onların eğitimi için 60 yıldır fasılasız sürdürdüğü hizmetleriyle mensubu olduğumuz medeniyetin mümtaz bir temsilcisidir.

Cemil Meriç’in ifadesiyle “medeniyetin tek ölçüsü insana verdiği kıymettir.”

Zira bir medeniyeti, bir devleti, bir ilim sahasını ve bir sanat dalını kıymetli kılan mensupları ve onların ortaya koyduğu eserlerdir.

Kıymetli Dostlarım;

Biz tarihimiz boyunca insanı “eşref-i mahlûkat” bildik, bu nazarla ona kıymet verdik.

Maarif geleneğimizin temelinde de yine aynı telakki yatar.

Fatih’i Fatih yapan onu yetiştiren Hocası Akşemseddin’dir.

Biz de bugünün Fatihlerini yetiştirmek için ele aldığı meseleyi ilim ve hakikat aşkıyla derinlemesine araştıran, elde ettiği bilgiyi medenî cesaretiyle ifade eden hakikat ehli gençler yetiştirmeliyiz.

Böyle bir neslin yetişmesi gelecek adına hayati bir önem taşımaktadır.

Büyük bir millet olma yolunda yürüdüğümüz şu günlerde, geleceğe dönük profesyonel plân ve projelerin yanında, hatta onlardan da önce, büyük bir millet olma mefkûresine bağlı ideal nesillerin yetiştirilmesi zaruretine inanıyoruz.

Bize göre insanın inşası her türlü  iktisadi ve siyasi meselenin önünde gelir.

Bu nokta da İlim Yayma Cemiyetimiz de gelecek nesillerin ruhunu inşa eden bir okuldur.

Mehmet Akif’in tarif ettiği “Asım’ın Nesli” İlim Yayma Cemiyeti’nin yetiştirdiği gençlerde mevcudiyetini bulmuştur.

Bu nesil bugünkü Türkiye’nin yönetici kadrolarını oluşturmaktadır.

Akif’in işaret ettiği değerleri siyasi hayatımıza yansıtan Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bugün Türk halkının olduğu kadar dünyadaki pek çok milletin de kalbinde taht kurmuş bir liderdir.

Bu kadrolarla yönetilen Türkiye bugün dünyaya örnek olan bir ülkedir.

Ülkemiz, şu anda dünyanın en büyük 16. Avrupa’nın ise en büyük 6. ekonomisi konumundadır.

2002 yılında 87,6 milyar dolar olan dış ticaret hacmimiz 9 yılda 3,5 kat artarak 2010’da 300 milyar dolara ulaşmıştır.  

Ekonomimizin son 10 yılına damgasını vuran yapısal reformlar ve bu reformların titizlikle ve kararlılıkla uygulanması sonuç vermiştir.

Bu başarının arkasında milli ve manevi değerlerimizle yetişen kadrolar vardır.

İnsanı temel alan siyaset tarzımız, sosyal ve toplumsal planda geliştirdiğimiz açılım ve atılımların da yapısını oluşturmaktadır.

AK Parti hükümeti olarak toplumumuzu iyi tanımamız, sosyal dinamiklere, bölgesel farklılıklara hâkim olmamız neticesinde gerçekleştirdiğimiz reformlar toplumumuzla bütünleşmektedir.

Unutulmamalıdır ki, huzursuzluğun ve güvensizliğin yaşandığı hiçbir toplum uluslararası arenada, iktisadi sahada ve kültürel alanda varlık gösteremez.

Milletçe bizim düşüncemiz bir imar, bir inşa düşüncesidir.

Birkaç asırdan beri içinde bocalayıp durduğumuz düşünce fakirliğinden, mefkûresizlikten mutlaka kurtulmalıyız.

Bizim bugün, belki de her şeyden daha çok, kendi medeniyet telâkkimiz ve kendi kültürümüzle dirilme gibi yüksek bir gayeye ihtiyacımız var.

Daha önceki asırlarda ilmin zirvelerinde yer almış ve çok başarılı insanlar yetiştirmiş bir milletiz.

Meselâ bir İbni Sina’ya baktığımızda onun birçok ilim dalında uzman olduğunu görürüz. Felsefe ve düşünce sahasında olduğu gibi, fizyoloji, anatomi ve tıp alanında da söz sahibidir.

Sadece İbni Sina değil; o dönemde Muhammed b. Zekeriyya er-Râzî’den Cabir’e, Fezârî’den Zehrâvî’ye, Harizmî’den Bîrunî’ye nice büyük insan yetişmiştir.

Bizim bugünkü gayemiz de her alanda kıymetli eserler üreten bir nesil yetiştirmektir.

Hazreti Ali’nin dediği gibi; “İlmin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmamız lazım.”

Bizler gelecek nesillerin medeniyetimize layık evlatlar olarak yetişmesinden sorumluyuz.

Büyük Türkiye’nin gerçekleşmesinde ilim Yayma Cemiyeti gibi sivil kuruluşlarımızın çalışmalarının çok büyük katkısı olacaktır.

İlim Yayma Cemiyeti’nin eğitim yuvalarında yetişen nesil, ülkemizin birlik ve beraberliğini koruma, kardeşliği yayma konusunda her zaman gayret sarfetmiştir.

Bu cemiyet İmam Hatip Okulları'na sahip çıkarak yeni bir neslin ortaya çıkmasına vesile olmuştur.

1999’dan itibaren İmam Hatip Liselerinde yetişen gençlerin önünü kesmek için üniversiteye girişte katsayı engeli getirildi.

Ancak bu nesil yaptıkları hizmetlerle, başarılarıyla, bu ülkeye kazandırdıklarıyla İmam Hatip okullarına takınılan tavrın ön yargılı olduğunu gösterdi.

Bu yıl çok şükür YÖK bu katsayı engelini kaldırdı.

Bugünlere nasıl geldiğimizi çok iyi bilmemiz lazım.

Şayet geçmişi, nerelerden geldiğimizi bilmezsek, bugünü yanlış değerlendiririz.

Bugün ve yarın üzerimize düşen görevleri doğru idrak edemeyiz.

Burada Hocaların Hocası Prof. Dr. Sabahattin Zaim Hoca’yı rahmetle anarak onun idealini hatırlatmak istiyorum:

“Esas mesele ‘güzel insan’ modelidir. Güzel insanlar yetiştirmek zorundayız.”

Bu insanlar da ancak böyle teşkilatlarda yetişir.

Onun için bu tür vakıfların, cemiyetlerin, kıymetini çok iyi bilmemiz lazım.

Cemiyetin genç akademisyenlere verdiği eğitim hizmetleri her türlü takdirin üzerindedir.

1950’li yıllardaki fakir Anadolu’nun çalışkan gençlerini İlim Yayma Cemiyeti yetiştirdi.

Günümüzde de hizmetlerini artırarak devam ettirmektedir.

Cemiyet, Edirne'den Kars'a kadar tüm Türkiye'ye yayılmış şubeleriyle, yurtlarıyla, okullarıyla ve ihtiyaç sahibi öğrencilere verdiği burslarıyla, kuruluş amacından en ufak bir sapma olmadan insanımıza hizmet etmeyi sürdürmektedir.

Bu fevkalâde hareketteki sır; samimi gönüllerin hasbi hizmet aşkında, tarihin derinliklerinden gelen kadim gelenekte ve bunların neticesi olarak Cenâb-ı Hakk’ın ihsanlarında aranmalıdır.

İlim Yayma Cemiyeti’nin kuruluş amacı olan “ilmi yaymak, ilmen ve iktisaden güçlenmemizi sağlamak” bugün hepimizin ortak hedefidir.

1951 yılında bu ülkenin evlatlarına duydukları sorumlulukla, samimi ve hasbi duygularla İlim Yayma Cemiyeti’ni kuran 68 mümtaz, hayırsever ve vatanperver insanı kalplerimizden taşan muhabbet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz.

Bugüne kadar İlim Yayma Cemiyeti'ne hizmeti geçen herkesi de hayırla yâd ediyoruz.

Sözlerimi, “Allah bizlere de böyle hayırlı hizmetler yapmayı ve yıllar sonra hayırla yâd edilmeyi nasip etsin inşallah” diyerek bitiriyorum.

Hepinizi bir kez daha muhabbetle selamlıyorum.