Banner 6hy1banner h2hy_rteBanner 7

Konuşmalar önceki sayfa

12.04.2012 15. GELENEKSEL TÜKETİCİ ÖDÜLLERİ TÖRENİ

Saygıdeğer Misafirler,

Değerli Katılımcılar,

Ve Basınımızın Mümtaz Temsilcileri;

“Geleneksel tüketici ödülleri töreni” münasebetiyle sizlere hitap etmekten büyük memnuniyet duyuyor, hepinize hoş geldiniz diyor, gönülden sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Küreselleşmeyle birlikte ülkeler arasındaki sınırların kalkması, dünya markalarının çoğalmasıyla daha çok ürün ve hizmet tüketiciye ulaşmaktadır.

Bu da tüketicinin korunmasının önemini artırmış ve modern dünyanın en güncel konularından biri haline getirmiştir.

Değerli katılımcılar,

Tüketici hukuku, ekonomik olarak güçlü üreticiler karşısında zayıf ve örgütsüz tüketicinin korunması ihtiyacından doğmuştur.

Bu kavram, günümüzde daha geniş yorumlanarak, tüketicilerin korunması kadar üreticilerin korunması esasını da içermektedir.

Gerçekten; tüketicinin korunması ile ilgili kurallar, sadece tüketiciyi değil, belli standartta ve kalitede mal ve hizmet üretimini hedeflediği için aynı zamanda üreticileri ve dolayısıyla ülke ekonomisini korumaktadır. 

Bir zamanlar işyerlerimize astığımız “müşteri velinimetimizdir” özdeyişi, bugün anlatmaya çalıştığımız “tüketici merkezli hizmet anlayışımızın” özünü oluşturmaktadır.

“TÜKETİCİNİN KORUNMASI” – TARİHSEL SÜREÇ

Tüketicinin korunması kavramı dünyada son 50 yıldır önem kazanmıştır.

Oysa, bu konuda bizim tarihe dayanan köklü geleneklerimiz bulunmaktadır.

Dünyada tüketici haklarını koruyan ilk kanun, Osmanlı Devleti zamanında çıkarılmıştır.

II. Bâyezid devrinde, 16. Yüzyılın başında çıkarılan Bursa, İstanbul ve Edirne İhtisâb Kanunnâmeleri, dünyanın en mükemmel ve en geniş belediye kanunudur.

Bu kanun aynı zamanda dünyada tüketici haklarını koruyan ilk kanun, ilk gıda maddeleri nizâmnâmesi, ilk standartlar kanunu ve ilk çevre nizâmnâmesidir.

Kanun, özellikle temel tüketim maddelerine getirdiği standartlarla dikkat çekmekte; gıda ürünlerinin denetimi ve sağlığa uygunluğu hususunda koyduğu kurallarla öne çıkmaktadır.

Kanunda yer alan maddelerinden bir kaçından söz etmekte yarar görüyorum.

Şöyle ki; “mahkeme kararıyla yiyecek, içecek, giyecek ve hubûbât ki; çarşıda ve pazarda vardır, bunlar gözetilip, her meslek sahibi teftiş oluna. Eğer terazide ve kilede veya arşında eksik bulunursa, belediye reisi haklarından gele.

Ekmekçiler, standart olarak alınan ekmeği narh üzere temizce işleyeler, eksik ve çiğ olmaya. Ekmek eksik olursa para cezası alalar. Ve her ekmekçinin elinde en az bir aylık un buluna. Tâ ki, aniden pazara un gelmeyip Müslümanlara darlık göstermeyeler. Eğer muhâlefet edecek olurlarsa, cezalandırıla.”

Kısaca bu kanun tüketicileri aldatanlara göz açtırmamaktadır.

Yine Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kasabalara ve köylere kadar yayılan âhi birlikleri; köklü, sağlam, düzenli bir toplum yapısının kurulması ve bunun devamı yönünde faaliyet göstermişlerdir.

Ahi birlikleri; kaliteli üretim yaparak kazanmayı ilke edinmiş, vurgunculuk ve haksız rekabet yerine karşılıklı yardım ve sosyal dayanışmayı esas almışlardır.

Ahilik ilkesinde ayıplı mal satan veya müşteriyi aldatan esnaf “yolsuz” ilan edilir, ona çeşitli yaptırımlar uygulanırdı.

Bu esnaf öncelikle ahi ocağı veya lonca içinde cezalandırılırdı.

Diğer taraftan yanıltıcı ve aldatıcı reklam yapmak mümkün değildi.

“Boş yere bağırıp çağıran tellallar” zaten ahiliğe giremeyen, girişi kabul edilmeyen zümreler arasındaydı.

Yeri gelmişken size; hepinizin iyi bildiği, günlük hayatımızda kullandığımız “papucu dama atılmak”  deyiminden söz etmek istiyorum.

Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkârların bağlı bulunduğu teşkilat, ticaretin yanında sosyal hayatı da düzenliyordu.

Kusurlu malın, malzemeden çalmanın ve kalitesiz işin önüne geçmek için ilginç bir önlem alınmıştı:

Bir ayakkabı aldınız veya tamir ettirdiniz. Ama kusurlu çıktı. Böyle durumlarda heyet, önce şikâyetçiyi ve sanatkârı dinlerdi.

Eğer şikâyet eden gerçekten haklıysa, o ayakkabıların bedeli şikâyetçiye ödenirdi.

Ayakkabılar da ibret-i âlem olsun diye ayakkabıyı imal edenin çatısına atılırdı.

Gelen geçen de buna bakıp kimin iyi, kimin kötü ayakkabı ürettiğini ve tamir ettiğini bilirdi.

Böylece pabuçları dama atılan ayakkabıcı, toplum içinde ve esnaflar arasındaki itibarını kaybettiği gibi maddi kazancından da oluyor ve gerçekten pabucu dama atılıyordu.

Ahilik teşkilatındaki düzenlemelerden kalan geleneklerimizin yanı sıra ülkemizde tüketicinin ekonomik ve hukuki çıkarlarının korunmasına yönelik ilk hukuki düzenlemenin 1982 anayasası ile yapıldığını söyleyebiliriz.

Bununla birlikte “sosyal devlet” anlayışı 1961 anayasası ile kabul edilmiş ve 1982 Anayasası’nda da aynı biçimde korunmuştur.

1982 anayasasının 2’nci maddesinde yer alan “sosyal adalet” ilkesi, zayıfların güçlüler karşısında korunmasını mecburi kılmaktadır.

Yine anayasanın 172’nci maddesinde; “devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder” hükmü ile tüketicinin korunması devlet güvencesine alınmıştır.

4077 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un 1995 yılında yürürlüğe girmesiyle, tüketiciler özel bir kanun ile koruma altına alınmıştır.

Hükümetimiz tüketicinin korunmasına özel bir önem vermektedir.

Mevzuatla ilgili bu temel düzenlemelerin yanı sıra hükümetimiz döneminde tüketicinin korunmasına yönelik önemli çalışmalar yapılmıştır.

Özellikle tüketicinin korunması hakkında kanun başta olmak üzere, ürün güvenliği kanunu ve bilgi edinme kanunu ile sigortacılık,  bankacılık,  elektrik, doğalgaz, gıda gibi alanlarda önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Ülkemizde tüketicinin korunmasına yönelik yapılan bu hukuki düzenlemeler neticesinde Türk tüketicisine dünya standartlarında koruma sağlanarak gerekli yasal zemin hazırlanmıştır.

Hatta tüketicilerin bazı konularda Avrupa Birliği ülkelerinden daha ileri seviyede korunmaları sağlanmıştır.

Örneğin;

  •  AB ülkelerinde garanti süresi 1 yıl iken ülkemizde 2 yıl olarak belirlenmiştir. Ayrıca ülkemizde Garanti belgelerinin Bakanlık tarafından onaylanması uygulaması vardır.

  •  AB ülkelerinde, Reklam Kurulu gibi sadece ticari reklam ve ilanları inceleyen bir organ bulunmamaktadır. Amerika’da FTC, İngiltere’de OFT bütün tüketici konularıyla ilgilenmektedir.

  •  Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin bağlayıcı karar alması ise, ileri olan başka bir uygulamadır. 

  •  Ayıplı mallarla ilgili olarak zararın tazmin edilme biçimiyle ilgili seçme hakkı tüketiciye verilmiştir.

Hiç şüphesiz ki tüketicilerin korunmasının en iyi yolu, onları sahip oldukları yasal haklar konusunda bilinçlendirmek, haklarını aramaları konusunda teşvik etmek ve yönlendirmektir.

Zira hak arandıkça haksızlıklar azalacaktır.

Tüketicilerin haklarının farkında olmaları ve bu haklarını çekinmeden savunmaları, bir mağduriyet yaşamaları durumunda ise uyuşmazlığın miktarına bakmadan haklarını mutlaka aramaları gerekir.

Zira hak arama kendi hakkını almanın yanı sıra toplumsal bir sorumluluktur.

Değerli Katılımcılar;

Hükümetimiz, tüketicinin korunmasına yönelik mevzuat ve bilinçlendirme çalışmalarının yanı sıra, ekonomi alanındaki yapısal reformlarla kişi başına düşen milli gelirin artması, ihracatımızın belli bir seviyeye ulaşması, enflasyonla mücadele ve istikrarın sağlanması, tüketicilerin ekonomik refahını artırmıştır.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI’NIN FAALİYETLERİ

Tüketicinin korunması yönünde bakanlığımızın yürüttüğü çok sayıda faaliyet bulunmaktadır.

Bu faaliyetleri genel olarak iki kategoride ele almak mümkündür.

Birincisi: Güçlü ve adil bir hukuksal alt yapı oluşturmaktır.

Bir başka ifadeyle; tüketicilerin mağdur olmaması için gereken tüm önlemleri dayanak teşkil edecek hukuki zemini inşa etmektir.

Bakanlığımızın asli görevi olan bu koruyucu tedbirler alınmakta ve tüketicinin mağduriyetine sebebiyet verecek unsurların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir.

Yani bir nevi koruyucu hekimlik yapılmaktadır. Bu önleme faaliyetleri kapsamında yasal düzenlemeler yapılmakta, denetim faaliyetleri ve eğitim faaliyetleri yürütülmektedir.

İkincisi: Hakların aranacağı mekanizmaları güçlendirmektir.

Alınan tüm bu önlemlere rağmen tüketiciler mağdur olmuşsa bu mağduriyetlerin giderilmesi için 4077 sayılı kanun ile tüketici uyuşmazlıklarının çözüm mercileri olarak gösterilen “tüketici sorunları hakem heyetleri” ve “tüketici mahkemeleri” marifetiyle gerekli işlemlerin yapılmasını sağlamaktır.

TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETLERİ

Tüketicilerin sorunlarının yasal çözüm yerleri tüketici sorunları hakem heyetleri ve tüketici mahkemeleridir.

İllerde şimdilik bilim sanayi ve teknoloji il müdürlüğü, ilçelerde ise kaymakamlıkta faaliyet gösteren hakem heyetlerine yapılan başvurulardan herhangi bir ücret alınmamaktadır.

Hakem heyetlerince görevlendirilecek bilirkişi ücretleri de Bakanlığımız tarafından karşılanmaktadır.

Ülkemizde 975 tüketici sorunları hakem heyeti faaliyet göstermektedir.

Hakem heyetlerinin daha etkin ve verimli çalışmalar yapmasını sağlamak amacıyla,  il ve ilçe tüketici sorunları hakem heyetlerinin başkan ve raportörlerine gerekli eğitimler verilmektedir.

Tüketici haklarının korunması konusunda lokomotif görevi üstlenmiş olan hakem heyetlerimize yapılan başvurular her geçen gün artmaktadır. 2011 yılı içerisinde hakem heyetlerimize yapılan başvuru sayısı 165 bin 218’dir.

TÜBİS

Tüketicilerin bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesini sağlamak üzere; tüketici şikayetlerinin tek bir noktadan elektronik imza ile alınarak, 81 il ve 892 ilçedeki 975[1] adet tüketici sorunları hakem heyetini birbirleriyle ve Bakanlığımızla entegre eden “tüketici bilgi sistemi - TÜBİS”  tüm halkımızın hizmetine sunulmuştur.

Bu sistem sayesinde tüketicilerimiz şikâyetlerini internet üzerinden iletebilmektedir. Bu sistem üzerinden şimdiye kadar yaklaşık 10 bin başvuru alınmıştır.

ALO 175 TÜKETİCİ HATTI

Toplumu bilinçlendirme çalışmaları çerçevesinde Bakanlığımızca pek çok yayın hazırlanmakta ve kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır.

Alo 175 Tüketici Hattı ile tüketicilerimize hizmet sunulmaktadır.

Tüketici şikâyetleri ile ilgili olarak yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değil sınır ötesi uyuşmazlıkların çözümü için de gayret göstermekteyiz.

Sınır ötesi uyuşmazlıkların çözümü ve uluslararası bilgi paylaşımının sağlanması amacıyla kurulmuş olan “Uluslararası Tüketici Koruma ve Uygulama Ağı”na[2] 2010 Kasım ayında tam üyeliğimiz gerçekleşmiştir.

HAL KANUNU VE ÜRÜN KÜNYESİ

1 Ocak 2012’de yürürlüğe giren ve kamuoyunda kısaca “Hal Kanunu” adıyla bilinen kanun çerçevesinde tüketicilerin lehine pek çok düzenleme yer almaktadır.

Bu kanun kapsamındaki “Hal Kayıt Sistemi”nin yaygınlaşmasıyla beraber tüketicilerimiz satın aldıkları sebze ve meyvelerin “ürün künyeleri”ni öğrenebileceklerdir.

Satıcılar, satışa sunulan mallara yönelik bilgileri içeren ve Bakanlığımızca belirlenen teknik özelliklere sahip künyeleri, malların kap veya ambalajlarında bulundurmakla yükümlü olacaktır.

Böylece, tüketiciler tükettikleri ürünün nerede ve ne zaman üretildiğini bilme imkânına sahip olacaklardır.

Bu da ürünlerin gıda güvenilirliğine yönelik daha etkin bir takip mekanizması sağlayacaktır.

REKLAMLARIN DENETLENMESİ VE REKLAM KURULU

Yazılı ve görsel mecralarda yayınlanan reklamlar, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde kurulmuş olun Reklam Kurulu’nca denetlenmektedir.

Tüketicilerin eksik bilgi içeren ve yanıltıcı hususlar barındıran reklamlar ile aldatılıp yanıltılmasını önlemek ve tüketicilerin ekonomik çıkarlarını korumak üzere ticari reklam ve ilanların denetimi bir zorunluluktur.

Reklamlar; kanunlara, Reklam Kurulu’nca belirlenen ilkelere, genel ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun olmalıdır.

Son dönemde yapılan denetlemelerden dikkat çekici birkaç örneği paylaşmak istiyorum:

A) Tüm Hastalıkları Tedavi Ettiğini Belirten Gıda Takviyeleri

Çoğunlukla yurt dışından ithal edilerek “gıda takviyesi” ve “Kozmetik Ürün” adı altında piyasada satışa sunulan ürünler bulunmaktadır.

Bunların; çeşitli mecralarda yapılan reklam ve tanıtımlarla yaygınlaştığı görülmektedir.

Bu tür ürünlerin reklamlarında yer alan iddialar hiç bir bilimsel veriye dayanmamakta ve gerçekle bağdaşmamaktadır.

Yüksek beklentilerle bu ürünleri satın alan tüketicilerimizde derin bir hayal kırıklığı oluşmakta hatta bazen ölümle sonuçlanan vahim durumlar meydana gelmektedir.

Bu nedenle tüketicilerin bu tür reklamlara karşı dikkatli olmaları gerekmektedir.

Reklam Kurulu bu tür ürünleri pazarlayan şirketlere halkı kandırdığı gerekçesiyle 148 bin TL para cezası vermiştir.

Yapılan uyarılara rağmen reklam yayınını sürdüren televizyonlara da 148 bin TL para cezası verilmiştir.

Bu nedenle onlarca ürünün reklam tanıtımı hakkında da “tedbiren durdurma cezası” verilmiştir.

Medya kuruluşlarımızın da, bu reklamları yayınlamadan önce, sosyal sorumluluk çerçevesinde;

-         Reklam veren firmadan reklamlarda yer alan iddiaları doğrulayan bilimsel çalışmaları,

-         İlgili bakanlıklardan alınan izin, ruhsat gibi belgeleri,

-         Bu tür ürünlerin tanıtımlarında kullanılmasına izin verilen bilgi ve beyanları talep etmeleri,

-         Ve bu konuda seçici davranmaları büyük önem arz etmektedir.

B) Okunamayan Alt Yazılı Reklamlar

Bazı reklamlarda ise belli bir zaman diliminde geçerli olan ve belli şartları taşıyan kampanya reklamlarında, bazı istisnai bilgilerle tüketicilerin uyması istenilen ek şartlar ya tamamen gizlenmekte ya da çeşitli gerekçelerle yeterince açık ifade edilmemektedir.

Birçok reklamda tüketicileri etkileyecek ve cezbedecek hususlar reklamda açıkça belirtilirken, diğer bilgilere ek şartlar altında ve akan yazı formatında okunamayacak büyüklükte ve hızda yer verilmesi, Reklam Kurulu tarafından aldatıcı ve yanıltıcı bulunmaktadır.

Alt Yazı reklamlarına standart getirecek düzenlemenin üzerinde çalışıyoruz, yakın zamanda hayata geçecektir.

C) Organik Olduğu İddia Edilen Bal Reklamları

Son zamanlarda, başta televizyon kanalları olmak üzere birçok mecrada yer alan bal reklamları Reklam Kurulu tarafından incelemeye alınmıştır.

Gerçeğe aykırı reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunan firmalar hakkında Reklam Kurulu tarafından gerekli işlemler uygulanmıştır.

Halkı aldatıcı olduğu tespit edilen ürünleri pazarlayan çeşitli firmalara 155 bin TL lira para cezası verilmiştir.

DENETİM FAALİYETLERİ

Tüketici Kanunu’nun uygulanmasının en önemli unsurlarından biri de denetim mekanizmasıdır.

4703 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliklerinin yayımlanmasını müteakip ülkemizde ürün güvenliği konusunda piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri başlatılmıştır.

Türkiye çapında il müdürlüklerimiz kanalıyla bu denetimler sürdürülmektedir.

Diğer taraftan tüketicilerin sağlığını yakından ilgilendiren ve yoğun olarak kullanılan tekstil, hazır giyim, deri ürünleri ve kırtasiye ürünlerinde kullanılan zararlı kimyasallara ilişkin tebliğimiz yayımlanmış ve bu ürünlere yönelik denetimler başlamıştır.

Herhangi bir ürünün güvenli olmadığına dair kesin belirti bulunması halinde kontrolü/denetimi yapılıncaya kadar ürünün piyasaya arzı geçici olarak durdurulmaktadır.

Üründen kaynaklanan riskler konusunda;

-         Tüketici ve kullanıcıların bilgilendirilmemesi,

-         Dağıtıcıların yükümlülüklerine uymaması,

-         Uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşların bağımsız ve tarafsız hizmet etmemeleri ve yükümlülüklerine uymamaları hallerinde ilgililer hakkında idari para cezası uygulanmaktadır.

Etkin bir denetim mekanizması ile tüketiciyi mağduriyetlerini ortaya çıkmadan engellemeye çalışıyoruz.

Sorunları kaynağından çözmek amacıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığı müfettişleri tarafından denetimler yapılmaktadır.

Denetimler ağırlıklı olarak;

-         Kapıdan satışlar,

-         Mesafeli satışlar,

-         Abonelik sözleşmeleri,

-         Devre tatil, paket tur,

-         Garanti belgesi, satış sonrası hizmet yeterlilik belgesi,

-         Fiyat etiketi,

-         Türkçe tanıtım ve kullanma kılavuzu,

-         Kampanyalı satışlar ve

-         Piyasa gözetimi ve denetimi konularında yapılmaktadır.

MEVZUAT ÇALIŞMALARI

1995 yılında yürürlüğe giren 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanunda Avrupa Birliği normlarına uyum sağlanması ve uygulamada yaşanan sıkıntıların giderilmesi amacıyla kanun değişikliği için bir komisyon oluşturulmuş ve bu komisyon halen çalışmalarına devam etmektedir. 

Birçok yönetmelik de günümüzün ihtiyaçlarına göre 2011 yılında revize edilmiştir.

MESAFELİ SATIŞLAR

Bu düzenlemelerden biri “mesafeli satış”lar hakkındadır.

Uzaktan satış yönteminde, tüketicinin ürünü fiziki ortamda görmeden satın alması söz konusu olduğundan bu satış “riskli bir satış türüdür.”

Yaptığımız yönetmelik değişikliği ile yeni uygulama şöyledir;

  1. Tüketicilerin sözleşmenin kurulmasından önce tam olarak bilgilendirilmesini sağlamak amacıyla mal veya hizmetin nitelikleri, başvuru mercileri, toplam satış fiyatı gibi bilgilerin yer aldığı bir form ile bilgilendirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

  2. Sipariş konusunun 30 gün içerisinde ifa edilmesi gereklidir.

  3. Ürünün tüketiciye tesliminden itibaren 7 günlük koşulsuz cayma hakkı vardır

  4. Cayma hakkının kullanılması durumunda ödenen bedelin 10 gün içerisinde iade edilmesi mecburidir.

Bilinçli tüketim alışkanlığı, üretimin kalitesini yükselten en önemli unsurlardandır.

Ürün güvenliği konusundaki politikamız “güvensiz ürüne karşı sıfır tolerans”tır. Hedefimiz; yüzde yüz güvenli ürünlerin piyasaya arzını sağlamaktır.

TÜKETİCİ ÖDÜLLERİ

Tüketicinin korunmasına yönelik faaliyetlerimizden biri de “tüketici ödülleri”mizdir.

Tüketici ödülleri;  ülkemizde tüketici bilincinin oluşmasına önemli katkılar sağlamaktadır.

Ödül, bu konuda çalışma yapanları onaylamakta ve teşvik etmektedir.

Ülkemizde tüketici ödülleri 1997’den bu yana verilmektedir.

Bu ödüller;

-         Tüketici bilincinin geliştirilmesi,

-         Tüketicilerin yasal haklarını kullanmaları konusunda özendirilmesi,

-         Tüketici talep ve tercihlerini dikkate alan firmaların teşvik edilmesi,

-         Tüketici hukukunun ve tüketicinin korunması ile ilgili bilimsel çalışmaların özendirilmesi amacıyla verilmektedir. 

2011 yılında yaptıkları çalışmalar nedeniyle tüketici ödülüne layık görülen tüm kişi, kurum ve kuruluşları tebrik ediyor; tüketicinin korunması konusunda faaliyet gösteren herkese çalışmalarında başarılar diliyor; hepinize sevgi ve saygıl